Ahmet Bektaş Şiirleri - Şair Ahmet Bektaş

Ahmet Bektaş

Yakalanınca

Halk arasında bir söz vardır. “Görürsen şaka, görmezsen yaka”
Meşhur bir hırsız, hırsızlığın püf noktasını şöyle açıklamış; “Yakalanınca utanmamak” hepsi bu kadar…
Milletin malını dolandıranlar piri olmuşlar bu işin. Yakalanırlarsa pişkinliğe vurup, utanmıyorlar.
Şeyh efendiyle yıllarca beraber olmuş, ondan menfaat elde etmiş bir kadın; yakalanınca aldatıldığını masum olduğunu söyleyiveriyor. Yakalanmasaydı bu masumiyeti ne kadar daha devam ederdi? Bilinmez.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Yakın Gelecek

Yakın geleceğe bireyselleşme damgasını vuracak! Devlet dahil hiçbir birlik kalmayacak!
Tüm birlikler ve birleşik olan Devletler ayrışacak! İnsanlar bireyselleşme yolunda olacak! Zaten birlik olanlar da diğer insanların mallarını ve topraklarını yağmalamak için birleşti geniş açıdan! Bu çökecek ve bireyselleşen insanlar sadece kendi çalışmaları ve tercihleri ile var olma idealinde olacak! Kutsal, ırksal, ideolojik ve coğrafi birlikler anlamını yitirecek!

Bireyselliğin ayrıntısını yazacağım.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Yeni Mahsul Düşler

“U/yandırma kerizi, bulandırır denizi! ”
Böyle kurulmaz fantezi! Çığlık yok, heyecan yok!
Yörüngesinden, çıkamaz ki dolap beygiri!
Zaten kaç tur attığının önemi de yok!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Yatır Mı Katır Mı?

"Yatır mı katır mı? " böyle bir hikaye meşhurdur! Adamın biri katırını çok severmiş, bir seyahatte iken katır yolda ölür, katırının öldüğü yere de bir mezar kazıp başına da bir başlık koyar çul çaput bağlar ve oradan gider! Yıllar sonra bakar ki bu katırın mezarının etrafına kocaman bir türbe yapılmış mumlar çaputlar gırla gidiyor! Tabi katırının mezarını biliyor ya ahaliye sorar! "Burada ne var ki böyle önemseniyor halk tarafından? " Biri cevap verir "Burası yatır! " Adam içinden "Yatır mı katır mı orasını ben biliyorum! " der güler ve gider!

Yatır konusunda hatta yatıra benzer dini ya da dini olmayan özel mekanlar hakkında şöyle düşünülebilir! Bir mekan ya da bir unsur eğer halkın topluca ilgisini çekmişse o yer veya o unsura insanlardan bir mana akmaya başlar! Bu mana o yer veya unsurun majisi, sihri olur! Sihir gibi o unsur ya da yer insanların potansiyel verdiği enerjiyle yüklenir ve bazı olağanüstü haller buradan görünmeye başlar! Bu zincirleme bir reaksiyon ile çok güçlü bir metafizik alanı da oluşturur! Bu metafizik alan aslında mekandan değil, mekana verilen metafizik insan potansiyelinden kaynaklıdır! Çok ziyaret edilen binlerce milyonlarca insanın ziyaret ettiği bir mekanın majisi, sihri doğal olarak yükselir! Eski çağlarda putlar, ilahlar için de bu geçerlidir! Bir puta ya da ilaha ne kadar çok tapınma olmuşsa o put ya da ilahın majisi, sihri o kadar artar! Bu toplumsal alanda sosyal medya ya da siyasi alanda görülür; ideolojik alanda da görülür! Bir ideolojik, dini ve fan fikirler, görüşler takipçisi ve sevenlerinin de potansiyelini yüklenir! Arkamda şu kadar kişi var söylemi yabana atılmamalı. Bazı bu potansiyel şuursuzca da oluşabilir! Bazısı da eski kabuller üzerine bina edilir! Her durumda insanın kendi potansiyelini verdiği ve bu potansiyelin alındığı bir kutsal mekan kutsal unsur gözlemlenir! Eski dinsel hikayelere hurafe karışması doğaldır ve pek çoğuna zaten karışmış ki izahı da güçleşir, taraftarlarınca! Tarihte "Kurtarıcı, kahraman" olarak bilinen bazı kişilerin aslında sahtekar kurnazlar olması muhtemeldir!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Yaşam bir çizgi;
Bazen düz,bazen eğri...
Varolmanın nedir bedeli?
İşte onu iyi bilmeli.
---
Beyaz düşler mi?

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Zaaf Ve Güç

Zaaf ve güç, alt realitedir! Zaaf ve güç üzerinden kurulan tüm realiteler alt realitedir!
En güçlü olan, en zayıftır aslında; en zayıf olan da farkında değildir!

Aslında güç konusunda zaaf var yani iki türlü nüksediyor bu zaaf; ya güce tapmak ya da gücü elde etme zaafı! Oysa güç konusunda kişi alıcı ya da verici olmasa sorun kalmayacak yani güce tapmadığında güce esir olmayacak, güç ile başkalarını esir etmeye de kalkmaz! Asıl güç "Ben" gücü. Benliğin bu farkındalığı da iki şekilde belirginleşiyor; biri firavunluk ki bu benlikteki güç farkındalığıdır, diğeri Yunus gibi hiç bir şeye ve güce boyun eğmemek! Firavun, boyun eğdirmeye çalışır; Yunus ise boyun eğmeyen insan olarak görünür! Bu buyun eğmemek kişisel olarak kimseyi kendinden üstün görmemek ve kimseden de aşağı durmamak aslında! İşte o zaman diyor; “Bana seni gerek.” bu noktada en güçlü Yunus. Oysa insanlar çoğunlukla; “Bana mal, para, şöhret gerek” diyor adeta; her neye karşı ezik ise o şeylere esir olup güç üzerinden kendini köleleştiriyor! Yani heveslerine köle oluyorlar! Heveslerine ulaşmak için benliklerinden taviz veriyorlar!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Zaman Konusu

Esmadan “Evvel”,” Ahir” bu konuda bir fikir versin İnşallah!

Esmadaki bu iki isim, gösteriyor ki aslen Zaman yok. Zaman izafi bir şey! Bakın her ne ise O’nun, öncesi ve sonrasına işaret edilmiş! Bir şey hangi noktada açığa çıkmış ise o noktadan öncesi ve sonrası da açığa çıkıyor. Yani zaman, bir şerit üzerinde akmıyor! Zaman, kum saatinin kumlarının akışı da değil. Zaman, tamamen “An” dan belirlenen, açığa çıkan bir şey! Hangi “An” da açığa çıkarsa bir şey onun öncesi ve sonrası da mevzuu bahis oluyor. Yani “An” da açığa çıkmayan zamansızlıkta potansiyel olarak vardır. Bakın zamansızlıkta potansiyelde olmayan “An” da da çıkmaz! Hayır ve Şer Allah’tan konusu da buradan açılır elbet!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Saygı

Kısaca saygı: “Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu”

Saygının diğer manasında yer alan; “Değer, üstünlük, kutsallık, yaşlılık” üzerinden “Saygı” beklentisi izafidir, kişiye görecelidir!
Değer; kime göre, neye göre?

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Öğreti

Şunu akıldan çıkarmıyorum; öğreti de yanlış olabilir öğreten de!

“Öğreti hatalı değil veya hatalı! ” iddiasını öğretilenlerin hali belirler! Bir öğreti, sonuçta yamuk insanlar ortaya çıkarıyor ise o öğretideki yamukluk veya güncelleme konusu da dikkate alınmalı!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Orijinal

Her sistem kendi bünyesinde bir bütünlüğe sahiptir. Yedek parçacılar, orijinal ile taklitin farkını çok iyi bilirler. Taklit orijinalin performansını vermediği gibi, yeni arızalara da kapı açar. Her şey yerli yerinde güzel... Toplumlar zaman içinde gelişirler, sosyalleşirler. Gelişme adım adım olur. Hazmetmeden tekrar yemek nasıl zararlı ise basamaklar da tek tek çıkılmaz ise geri düşme tehlikesi var.
Önce doğru, adil, Milli bir sistem kurulmalı ki geliştirilsin. Devamlı değiştirilen, gelişmelere açık olmayan, fason sistemlerle nereye kadar gidilebilir?
Başarı için inanç ve azim gerekli. Hevesi kırılmış, meyus bir toplumdan başarı beklenir mi?
İnanç ve azimle çalışıp, kazanmanın verdiği şevk ile daha da ileri gitmek neden mümkün olmasın?

Devamını Oku