Ahmet Bektaş Şiirleri - Şair Ahmet Bektaş

Ahmet Bektaş

Bir kadının kendi özgüveni ve yeteneğiyle, ayakta kalmak istemesi; feministlik değildir. Erkeklere dahi güçlüklerle mücadeleyi ve özgüveni öğreten, bir kadın neden feminist olsun ki. Erkeği de kadını da yaratan rabbim; onları birbirini tamamlayacak şekilde yaratmış; aynı yaratmamış. Feministlik, katı manasıyla bir nevi itirazdır. Neye itiraz; yaratılışa mı? Yaratana mı? Kadın kadınlığa has özelliklerini açığa çıkarmalı; o zaman güzel olur. Erkeklerde bulunması daha güzel olan bazı özelliklerde ısrar etmesi, kadının zararına bir sonuç olur kanısındayım.

'İltifat da hakaret de aynı kaynaktandır: Başkalarına bağlı olanların kaynağından.' İltifat gerçekten, hakkıyla yerinde güzeldir. Övgüyü hak edeni, överim; sevgiyi hak edeni, severim. Feministlerin en büyük sorunlarından birisi; yeterince sevilmemek. Her kadın, sevilmeyi ve güvenmeyi yaradılış gereği ister. Bazı feministler, himaye edilmeyi ve itaati kabullenemediklerinden; fıtraten çok ihtiyaçları olan, sevgi ve iltifattan mahrum kalıyorlar.

Bir kadın, adam gibi (doğru, dürüst, mert, sevecen, güçlü, hakim, kararlı, inançlı, şerefli) bir erkeği neden reddetsin? Adam gibi adam, kadın gibi kadın bu zamanda zor bulunuyor gerçekten.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Kahr Aman

Güncel Türkçe Sözlük;

Kahır: 1. isim Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Kaideler İstisnayı Bozmasın


“İstisnalar kaideyi bozmaz! ” denir ya!

İstisna: kısaca; kural dışı!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

İnancın Davası Olmaz

İnanç, bilince hedef gösterir; bilinç oluşunca inanç kalkar bilinç başlar!
“İnanma Bil” yazımda bahsetmiştim.
İnanç ilk adımdır, neyi bileceğimizi bize bildirir. Bilmediğimizi öğrenmek için ilk adım inanmaktır. Define avcısı, toprağın altında hazine olduğuna inandığı için toprağı kazar! Kazıya başlamadan ki hali inanç, kazı sonucunda (Bulur ya da bulamaz) bu da bilinçtir. Yani kazıdan sonra hazinenin varlığı yokluğu konusunda bilince ulaşabilir. Öncesindeki inanç durumu kendine özeldir. Sonraki durumu ise topluma aktarabileceği bir bilinç durumudur. Yani insan bilmeden inancını (doğru yanlış) olarak topluma aktarması sadece danışma kapsamında olur. Bildikleri ise tavsiye kapsamında olabilir!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

İlah İnancı, Allah inancı değildir!

İlah inancı, Allah inancı kılıfında yutulmasın! La ilahe İllallah (İlah yok Allah var) !

İlahlaşan kavramları reddetmeden Allah inancına ulaşmak imkansız!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

İlah Saltanatı

La ilahe İllallah (İlah yok, Allah var)

İnsanlık tarihinde “Baba” komutası Adem ile başladı…

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

İlim Bilim Hurafeciliği

İlim soyut, bilim somut; ikisi de hurafeleri destek amaçlı kullanılabilir!

İspatı olmayan bilgiler üzerinden hurafe destekçiliği yapılabilir!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Kutsal Ayrımcılığın Dayanılmaz Hafifliği

Evrensel sistem her varlığa eşit mesafededir. Yani her varlık evren ile “Zerre küllün aynasıdır” kapsamında eşit ilişki halindedir. Evrensel kurallar herkese eşit yansıyor ise görülen adaletsizlik nereden kaynaklanıyor?

Cevap: Öğretilerden kaynaklanıyor. Her öğretinin liderine tanınan ayrıcalıklar zaman içerisinde abartılarak bazı dehşetli hallerin açığa çıkmasına sebep olur.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Kün Ol Makamı

“Ruh bilgiyle, felsefeyle beslenir. Yüksek varlığının şuurunda olabilen gözlemciler, sonlu ile olan bağlarını ne kadar inceltebilirlerse sonsuza o denli yakın olacaklardır” Ferda Ercan Uyulan / Okültizm Ve Enerji; Geçmişten Bugüne Gizemcilik İlgi Alanları Tradisyonları.

İnsanlık tarihinin orjin insan “Adem” formuyla başladığını biliyoruz. Tüm insanlığa Adem’in nesli olarak bakılması bu yüzden. İnsanı bir ilkten başlatmak hem akla hem dini öğretilere uygun geliyor…

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Korku

Korku, korku doğurur!

“Kork Allah’tan korkmayandan” Atasözündeki durum…
Allah’tan korkmayı öğrenen, Allah’tan korkmayandan da korkmayı doğal olarak içselleştiriyor! Oysa Allah’ı sevmeyi öğrense, onu sevmeyenden de korkmayacak! Zaten insan kendine göreceli “İyi” olanı doğal olarak seçer, korku baskısıyla seçenekler belirlenirse olacağı da budur! Allah’tan korkmayandan korkmaya başlar! Allah, Allah’tan korkmayandan korkan kuluna mükafat mı verecek; ceza mı? Şeytandan “Kork” mu denir? Yoksa “Sakın” mı? O halde çevirilerde “Sakın” yerine “Kork” yazılırsa, korku körüklenmiş olur! Şeytandan Allah’a sığınma vardır ama şeytandan korkmak zillet olur! Şeytan korkulduğundan mı taşlanıyor, yoksa cesaretten mi?

Devamını Oku