Ahmet Bektaş Şiirleri - Şair Ahmet Bektaş

Ahmet Bektaş

Özlem yokuşlarındasın,
Ondan uzakta...
Sen gidemezsen,
Hayalin gider.

Kızıl saçlarına dokunur,

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Zan


Zan nedir? Bilmek nedir?

Bir konuda yanıldığını anlayan birinin “Ben öyle zannediyordum! ” demesiyle, “Ben öyle biliyordum! ” demesi aynı manaya çıkmaz! Birinde bilgi yanlışlığı var, diğeri zaten bilgi bile değil, zan! Zan, sanmak; zan, bilmek değil. Zan kesin olmayan bir kanaati ifade eder! Bilgi ise zandan ayrı olarak kesinlik ifade eder. İkisinde de yanılgı olması muhtemel ama zanda yanılmakla bilgide yanılmak aynı değildir. Bilgide yanılgıyı muhtemel, zanda yanılmayı ise doğru bulmam. Yani bir şeyi yanlış bilmek, yanlış zandan daha hafiftir sonuç açısından! Düşünsenize! Hakim zanla karar verse, şahitler zanna dayanıp ifade verse neler olur? Bilgide yanılmak olmaz mı elbet olur ama zan gibi sanmakla olmaz bilgide yanılmak! Zaten gerçekten bilinçli olanların yanılgıları zanla yanılanlardan daha az ve daha kolay yanlışın fark edilip, düzeltilmesi. Zanda bu nerdeyse imkansız! Bir yerde bir suç işlense! Zanlılar ifadeye çağırılır ve sorgulanır! Ama zanlılar, sadece zan ile suçlanamaz! Burada zannın ne işe yaradığını da görebiliriz! Zan aslında kılavuzluk eder bilince! İnsan önce zanneder, sonra bilinç edinince zan kalkar, bilinç gelir. Zan ile kalan asla hakiki bilince erişemez! Bilinç için zan olan her şey didik didik incelenmelidir! Akıl, vicdan kabul edince zan kalktığında bilinç gelirse, bu bilinç olarak sunulabilir. Bakın yanlış, doğru ikileminde bilinç olan şeyler her ikisi de olabilir! Önemli olan zanda kalmasın, bilinç olsun. Yani zanlı, yargılanır ki zan, bilinç olsun. Yargıda isabet olur, olmaz! Orası ayrı.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Yakın Ma


İnsanların kendi rızası ile düştüğü durumdan, kendi çaba göstermeksizin başkasının kurtarması beklentisi abestir. Kimse başkasının ardında dolaşmak zorunda değildir; düşerse kaldırmak için. Bu toplumlar için de geçerlidir. Kaynaklarını satıp savuran veya koruma çabası göstermemiş olan toplumların gelecek nesillerini esarete düşürdükleri ortada! “Kurtuluş mücadelesi” vermek dahilde olur, dışardan yardım alarak ancak yardım edenlerin gizli maksatlarına ve çıkarlarına yol açılır! Bu durumu duygusala bağlayıp yakınmak ise zaten akıllara zarar bir durum…

Esarete veya sömürüye düşmüş toplumların arka planında ataları vardır! Kaynaklarını koruma zahmetine girmeyen, günü birlik yaşayan ataların gelecek nesle bıraktıkları kötü miras vardır. Bir de vasiyet sayılacak öğretiler bırakmışlar ki o da akıllara zarar. Bir sürü kutsal söylem bırakırlar, en iyi onlardır ama ortada ele alınacak, yaraya merhem sayılacak bir değer de kalmamıştır!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

T/Esir


Tesir: Etki
Esir: Köle,Tutsak

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Evet, itaat eden sevilir. Allah emrine itaat edenleri ödüllendireceğini, asi olanları ise cezalandıracağını buyuruyor.

Namus(iffetin) ,ahlaki ve dini(İslami) yönünü inceleyelim.

Ahlaki yönü: Kişinin kendisine, ailesine ve topluma karşı namuslu olma sorumluluğu tabiî ki vardır.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Tanrı Sustu Mu?


Sürece bakalım. Adem'e eşyanın hakikatinin öğretilmesi; Adem'e secde şeklinde sembolize edilen Dünya'daki Adem egemenliğinin seyrine bakalım.

Tanrı Adem'e bildiriyor!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Tekamül Aşamaları

İnsanlık ilk zamanlar insan ilahları rehber kabul ederdi. Sonraları yarı insan ilahlar türedi. Daha sonra da ilahlar görünmez oldu ve putlar onları simgeledi! Daha sonraları da ilahları temsil eden putlarla insanlar arasına bazı rehberler yerleşiverdi! İnsanlık ilerledikçe gelişen bu seyirde aracılar hep vardı. Bu nedenle son dönemde hepsi kalktı. Son aracı da "La ilahe illallah" dedi ve son noktayı koydu. Yani "La ilahe illallah" (İlah yok Allah var!) yani ilah saltanatı sona erdi. Aracılık da doğal olarak son aracıyla bitti. Muhyiddin ibn-i Arabi'nin "Arif için din yoktur" mealinde söylemesi manidardır! Yani insanlık gelişiminde dinin rolu inkar edilemez ama din, amaç değil araçtır. Yani araç ile maksada ulaşılır. Maksada ulaşınca araçta kalınmaz! "Din" dendiğinde herkes kendi dinini en başa koyup değerlendirmeye çalışır, bu doğal olsa da sağlıklı değil. İlkel bir kabiledeki din de bu kapsamda... Hepsi açısından din araçtır! Birileri açısından araç, diğerleri açısından amaç olduğunda zaten kanlı din, mezhep kavgaları oldu. Tarihsel süreç buna şahittir! İnsanlığın tekamülünde, gelişiminde araç olan bir unsur için kavga edilmemeli... Bu maksada uymuyor zaten!

Dinin aşılması nasıl olur?

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Tekamül, olgunlaşma

Tekamül konusu çok yazıldı.
Bazıları “evrim” konusunu dinsizliğe destek olarak sundu.
Bazıları da dine destek amaçlı karşı çıktı.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Tekamül Sürecinde Benlik

"Ben"; ene, ruh, kün, data, nur üzeri nur, Adem olarak bilinen Allah'tan üflenen ve O'nu kıyas ile bilmeye yarayan en önemli hazinemiz!

Varlığın anlamı bilinmektir! Bilinmeyenin varlığının da bir anlamı olmaz!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Sevdiğim meylim sanadır.
Yoluna bu can fedadır.
Sensizlik ruhuma ezadır.
Bilesin sevmek de vefadır.

Devamını Oku