Kaç benden
Cüzamlıdan kaçar gibi
Bendeki sevda ateşinden,
Kalabalıklara kaç.
Kıyamam bu ateş yakar seni.
İtiraf, vicdanın hatasını telafi etme çabasıdır.
İtirafa konu olacak şeyler nelerdir?
Kişinin vicdanını rahatsız eden ama menfaati gereği göz yumduğu ya da kabul ettiği, taraf olduğu eylemler vicdanında rahatsızlık oluşturur. Bu rahatsızlıktan kurtulmak için hatalarını itiraf etmeyi seçer! İtiraf, kişinin kendi bildiği başkalarının bilmediği şeyler için geçerli. Biliniyorsa malumu izhar olur, itiraf değeri taşımaz.
İnsanın Seyri
Bilince kendinden, bilinç altına evrenden yansıyan düşünce sinyallerinin metafizik etkisi güçlenirse fiziksel tesire yol açar!
Canlının ürettiği tüm yaşamsal veriler evrende dalgalar halinde yayılır! Yayılan bu yaşamsal veriler kişiye göreceli iyi ise Cennet, kötü ise Cehennem şeklini alır.
Doğum, insan genindeki yazılımın ana rahminde okunmasıyla başlar. Dünya’ya adımını atan canlı ruhsal yazılımını güncellemeye başlar.
Genlerle aktarılan esas yazılımının üzerine ekledikleri ölümüne kadar sürer.İnsan ruhu bilgisayar fabrika yazılımı gibi, öğrendikleri ise işletim sistemi, yetenekler ise güncelleme.
İnsan Mısın?
Aslında evrende "Tek insan" Yaşıyor! O da kendini "İnsan" olarak gören herkes olabilir! İnsan ruhu tektir! Tüm insanlar aynı yazılımı kullanır!
İnsan neyi açığa çıkarıyor ise aslı da “O” dur! Sınırsız esma “İyi, kötü” göreceliliğinde açığa çıkar! Esmayı en kapsamlı olarak açığa çıkaran tek canlı bu boyutta insandır! İnsanı sınırlayan, esmayı sınırlamaya çalışıyor demektir ki bu Allah’a savaş açmaktır!
İnsan Neden Gelişemez?
Dolmadan boşalmaz! Önce bilgi ham olarak yüklenecek, bu süreçte sabır gerek! Sonra bilgi işlenecek, bu süreçte akıl gerek! Sonra bilgi nakledilecek, bu süreçte de özveri gerek! Biriktirmeden, hazmetmeden, ezberleri dağıtmaya çalışınca da şirinlik olur ama maksadı karşılamaz! Muhabbet olur, hani muhabbetimiz bol olsun!
Suya doğan bebeklerin hava ile temas ettiğinde solumaya başlamasına benzer bir durum vardır insan gelişiminde. Yani insan, yeni bir duruma ait verileri aldığında yeni duruma uyum için gerekeni yani aslında içinde saklı, kodlu olan davranışı açığa çıkarır! Kısır döngüden kurtulması da bazı şok tesiri yapan özel durumlarla olabiliyor. Mevcut duruma ayak uyduranların yeni bir duruma geçememesi bundandır! Mevcut durumu kabul vardır! Ormanda kurtlar içine büyümüş çocuğun öğrendiği vahşi davranışları normal olarak yapmasına benzer durum vardır. Geri kalmış toplumlardaki veya kabilelerdeki yerleşik gelenekler ve inançların tesiri de buna benzer!
Metafizik Etki
Fiziksel etki metafizik etkiden bağımsız mıdır?
Öncelikle fiziksel ve metafizik etki birbirinden bağımsız olmaz! Bunu “Ruh” ve beden gibi düşünebiliriz. Ruhsal etki bedeni de etkiliyor; hormonlar ve ritim ruhsal etkileşimle değişebiliyor, davranışlar bu ruhsal etkiye göre gelişiyor. Biri soyut diğeri somut. Soyut olmadan somut da olmuyor.
Somut, fiziksel olarak algılanabilen bir cismi inceleyelim. Bu cismin fiziksel duyularla somut algılanabilir olması, varlığının bilinmesi de fiziki algılamaya görecelidir. Duyu organlarının veya bilimsel araçların algılayabildikleri bir cismin; görülmesi, tutulması, sesi ve etkisi algılamaya göreceli… Algılama araçları evrendeki her cismi algılamaya yeterli mi? Mesela göz somut nesnelerin ne kadarını görüyor. Küçük ne kadar küçük, büyük ne kadar büyük? Göz mikroskobik canlıları göremediği gibi Galaksileri de göremiyor. Bilimsel araçlar mikropları ve Galaksileri gösterse de hala bilinmeyen bir gerçek var. “Büyük ne kadar büyük, Küçük ne kadar küçük? ” Bilimin, büyüğün sınırlarını ya da küçüğün ayrıntılarını tam olarak, somut açıklayamadığı bir gerçek! Yani insan duyularıyla algılayabildiği nesnelerin varlığını ve fiziksel etkisini deneyimler!
Kuş gördüğü yuvayı yapar
Yok aslında birbirinden farkı karşıt görüşlü görünen tutucu, radikal unsurların.
Öğrenilmiş / öğretilmiş davranışların ürünüdür toplumdaki huzursuzluğun ve çekişmelerin asıl kaynağı.
Kırmızı Başlıklı Kız
Bütün kızlar güzeldir…
Bülbüle sorarsan, gül daha güzeldir!
Kara kız, sarı kız; fark etmez…
Ağlamak
"Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? " Victor Hugo
Arılar ve Bok Böcekleri (Belgesel)
Dedemin arı kovanları vardı. Arılar balı kendileri için yapar! Kovandaki tüm ballar alınmaz, bir kısmı arıların neslini devam etmesi için bırakılır! Hatta bazı zayıf kovanlara da diğer kovanlardan takviye bile yapılır! Günümüzde şekerli şurup yapılır bal alınınca o verilir! Arıların balı tamamen alınınca kovanda alarm olur ve arılar rast geldikleri insana saldırırdı! Normalde arılar sokmaz! Saldırı halinde, kovanın kapağı açılıp kurcalanınca etrafa dağılıp herkesi sokardı! Dedem arıların balını alacağı zaman; eşek bokunu bir tenekede yakar duman oluşunca körüğe yerleştirip arılara sıkardı! Duman onları sakinleştirir ya da ürkütür o da balları alırdı! İşte böyle arılar alemi.. Arılar çiçek sever! Bok dumanından da rahatsız olurlar.
Bok böcekleri çok ilginç varlıklar. Boku yuvarlayıp top şekline getirirler ve onu döllerler! Yavru bu bokun içinden çıkar! Üreme şekline göre ben bir şiirimde “Boktur aslı” demiştim ama ilah olarak görülmüş eski Mısır’da… Sebebi şu; kimseye ihtiyacı yok, gübreyi yuvarlayıp üreme işini de kendi başarır! Hani bize öğretmişlerdi Dünya Güneşten kopan bir gaz bulutu iken yuvarlanıp, döne döne şekilleniyor ve atmosfer oluşunca da dölleniyor ilk hayat başlıyor. Benzetirsek; top böceğinin gübreyi yuvarlayıp döllemesi gibi. O yüzden eski Mısır’lılar da bir dönem ilah olarak sembolize etmişler, adeta yuvarladığı Dünya’yı döllemek gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!