Sadece Sev Beni
Kara olmasın sevdamızın rengi
Kırmızı olsun;
Saçların gibi, gül gibi…
Sadece sev beni.
Ra
Saçlarıma dikkatli bak kara kız
Hayatın her halini gördü onlar.
Beyazın içinde gizli tüm renkler.
Bir eskrimcinin elindeki kılıç kadar çevik
Huylarına hayranım, bilmedim.
Gözlerine vurgunum, görmedim.
Sözlerin şirindir, duymadım.
Narin ellerini, tutmadım.
Salın, selvi boylum.
Aşama
“Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” Ahmet Haşim
İnsan, “İnsan” olma yolunda ilerliyor! Er ya da geç bu süreç içersinde ya uçarak, ya koşarak, ya yürüyerek, ya da sürünerek ilerliyor. Buna ister “Evrimsel süreç” ister “Terakki” diyelim.
Bir garip sevdadayım, anla beni.
Kayboldum yollarında, bul beni.
Hasretim bir tek sözüne, duy beni.
Sana çok yakınım; ne olur, gör beni.
Acılar tükendiğinde
Gelir Mutluluklar;
Can içinden yeni can…
Olgunlaşınca arzular
Biter arayışlar;
Çekirge
Üç hakkın var!
Son hakkını da kullan, zıpla!
Üçüncüde ya uçarsın ya da!
Kalırsın ikide!
Cem
Rahman ve Rahim cem oldu besmelede…
Rahman eril, Rahim dişil; bu iki esmayı aşk ile birleştirmek ise cem.
Edep
“Edebiyat ne ahlakidir, ne de gayri ahlaki; edebiyat la ahlakidir! ” Bir edebiyat hocası söylemiş ismini bulamadım. Bu sözü çok severim. Edebiyatçı sadece ahlaki şeyleri yazmak zorunda olmadığı gibi sadece ahlaksızlığı da yazmak zorunda değildir. Edebiyat “La ahlaki” yani ahlaktan ayrı değerlendirilir. Edebiyatçının edepli olması, verdiği mesajın edebine dairdir. Yoksa kendisi halka göreceli “Ahlaklı” olmayabilir. Zira birinin “Ahlaklı” dediğine bir başkası “Ahlaksız” diyebilir. Edebiyattaki edep, kelimelere edep vermektir. Yoksa edebiyatçı edepsizliği de konu eder, yazar!
Ahlak, zaten göreceli. Toplumsal kabullere göreceli!
Nilüfer
Hasat zamanı.
İlk ve son hepsi elimizde…
Ellerin ne güzel.
Güneşe bakmıyorum gözümü alıyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!