Ahmet Bektaş Şiirleri - Şair Ahmet Bektaş

Ahmet Bektaş

Ehad birdir, olmaz iki.
Kulağım iki, gözüm iki.
Yüzüm tek benim, yanağım iki.
Evvelim sarmal iki.

Aynı noktada birleşen iki yol.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Kadının Adı Yok Mu?

Öğretmenimiz derdi ki; “İsim iki türlü kalıcı olur, ya çok iyi olacaksın ya da çok kötü! ”

Fatma Aliye Hanım, “1891 yılında Ahmet Mithat Efendi ile birlikte Hayal ve Hakikat adlı romanı yazdı. Romanın kadın ağzından olan kısmı Fatma Aliye Hanım'ın, erkek ağzından olan kısmı Ahmet Mithat Efendi'nin kaleminden çıkmıştı. Eser, Bir kadın ve Ahmet Mithat imzasıyla yayımlandı.” Ölümünden sonra “Fatma Aliye Hanım'ın adı, Beyoğlu'nda ve Çankaya'da birer sokağa verilmiştir.
2009 yılında dolaşıma çıkan 50 Türk Liralık banknotların arka yüzünde resmi bulunmaktadır”Vikipedi

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Huylarına hayranım, bilmedim.
Gözlerine vurgunum, görmedim.
Sözlerin şirindir, duymadım.
Narin ellerini, tutmadım.

Salın, selvi boylum.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Zoru sevdim

Uzanıp kolay toplamışlar yakındakileri.
Şu uzakta asılı olan benimki.
Zoru sevdim…
Kırılgandır uçta dal.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Feleğin tezgâhında işlendi,
Üzerimize türlü nakışlar.
Zamanın şeridine takıldı ömürler.

Ne fark eder?
Hangi on yıllarda bırakıldı izler.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Haydi tut ellerimi, gidiyoruz hayal ötesine.
Sevdalıların kavuştuğu, acıların bittiği yere.
Vadiler dolusu çiçek, kevser akıyor dere.
Mevsim hep bahar, bak şu taze meyvelere.

Orası güzellerin yurdu, kapalı çirkinliklere.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Kurgu

 
Kurgu nedir?

TDK Güncel Türkçe Sözlük:4. Bir işe hazırlamak için yapılan telkin.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Her kilidi açan anahtar vardır.
Gönlüme süzülen güzelim yardır.
Özledim sevdiğim hasretin zordur.
Saramazsam söyle neye yararım.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Benim Helal Kapsamım Kendi Hoşuma Gidenler

Hayat ve insanlardan hatta kendinden korkan insan bir dayanak arar! Bu dayanağı da dini inanç üzerinden sağlamaya çalışır çünkü ona ilk öğretilen budur! İnançla verilen tüm teselli ve sığınmalar insanda öyle yerleşir ki bu onun dışında bir kalın kabuk oluşturur. İçinde kendini güvende hissedeceği bir sığınağı oluşmuştur. Ne zaman sıkılsa dine sarılır ve kendini bir şekilde rahatlatır. Başına gelenleri de kadere havale eder, bunlar aslen kendi tercihleridir. Önceki yazılarımda "Elest" (Kalu bela) yani ruhsal boyuttaki soyut tercihlerinin bir "An" da olması ve bu tercih anının da tüm yaşama yayılmasını anlatmıştım. İnsana hariçten bir şey gelmez, aslında insanı yaşamda bulanlar da aslen kendi yaptığı tercihlerdir.

İnsan, illa ki çok çaresiz kalmalı; böylece insan kendini tanır ve kendi oluşturduğu bir kabuğun içinde hapis olduğunu idrak eder! Yoksa çaresiz duruma düşmeyen bir insan, çarenin kendinde olduğunu fark edemez! Yani tercihlerini beğenmiyor ise onların kaynağında kendini görmeli. Bu durumda ancak yeni tercihlerle kendini yeniler. Eski tercihlerin somutlaşmasını da rıza ile kabul eder ki yeni tercihe uygun zemin hazırlansın...Yoksa debelenir durur. Bu hale "Dabbe" Yerde debelenen denir. Kıyam ise ayağa kalkıştır, kendi oluşturduğu kabuğu kırıp zuhur etmektir!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Delil

Delil algıya görecelidir!
Somut algılama araçlarından en gelişmişi göz kabul edilir! Yargıda “Görgü şahitleri” dinlenir; bilirkişiler, danışmak içindir. Medyumların tahminleri veya din, bilim adamların akılları somut yargıya etki etmez!

Öyle ki bazı göz de yanılır bu nedenle tek görgü şahidi bazı durumlarda yeterli olmaz! Bazı durumlarda pozitif deliller çok önemli. Görgü şahitleri bir cinayeti gördüğünü söyleyebilir; o halde ceset aranır, cinayet aracı da aranır! İmkan dahilinde olması da önemli; 1990 doğumlu birini 1980 de işlenen bir suçla suçlanamaz!

Devamını Oku