O büyük nehirler akmıyor artık
Kılcal bir mevsimdeyiz
Dağılmış pazar yeri
Eve giden yollarda içbükey kalabalıklar
Koca bir göl kaybolmuş
Hangimiz arkasında duracak tuvalin
Hangimiz önünde
Hangimiz bir dizenin peşinde
Yırtıp yırtıp atacak defter sayfalarını
Hangimiz dokunacak piyanonun ördekbaşı tuşuna
Biliyorsun değil mi
İstemek her şeyden önce varmış da
İsteyelim diye yartılmışız gibi istiyoruz
Bir eyleme yaratılmış insan
Öyle kurumuş şekline doğru
Hep istiyoruz
Hala ortalık
"Ya benimsin ya toprak" kokuyor
İri damlalar sonrası
Dudaktan edadan endamdan
Bir tek atıp
Evlerin sokakların sessizliği düşer payıma
İnsan sesleriyse hep başkalarına
Tavladaki zar tıkırtısına
Kulaklarımı diker dinlerim
Saatler saat saat geçer
Uyandığımda
Çoktan uyanmıştı kuşlar
Balo verilen bir salonun kapısını açar gibi
Ağır ağır açtım gözlerimi
İnandıklarımı göremedim
Sanki ters yüz edilmiş bir ressam
İçimde ölü bir tohum var
Farkına bile varılmamış
Hiç sulanmamış
Kurudukça ufalmış bu yüzden
O tohumdan doğacaktım ben
Yeşil bir boynum uzayacaktı
Cam ardında akardı dünya
Tepe ardına tepe
Bir dere kovalardı bizi bir süre
Sonra sıkılır da bir ovaya kaçardı
sıcacık koltuğumda
Gerçekten de var mısın haşmetli gerçek
Sonsuz şeritli bir yol mudur şu koca evren
Nereden nereye
Kaldı mı
Öyle bir soru
Duvara çakılmış bir hayalet çivi gibi
İşlevini unutmuş
Taşıdığı resimler çoktan düşüp kırılmış
Dün bugün yarın




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz