Çarşıda bir kebapçıda
Duvarda asılı eski bir resim
Beşiktaş’ın maça çıkan ilk onbiri
Samet, Ziya, Mehmet Ekşi falan
Rıza daha çocuk
Sararmış resim
Baba derdim değil mi sana
Konuşmayı ilk söktüğümden bu yana
Artık aklımda
İçin için söylenen
Sökülmüş bir cümlesin
Kelimelerim saçılmış dört bir yana
akşam çöktü yine
çaybahçesinin üzerine
gün bahar akşamına doğru kızarmış
masalardaki gevezelikleri süpürüyor rüzgar
taşıyıp taşıyıp döküyor
açık denizlerin
Daha baba olmadım
Dudaklarının arasından doğmuş
İki harfim sadece
Kim bilir ne anlatmak istemiştin
Ba ba ba diye söylenirken
Üzerime alındım hemen
Yürüdüğümüz yer dümdüz aslında
Korkularımıza sorsak uçurum
Hayallerimize sorsak dağ
Elimizden tutup bizi gezdiriyor cüceler
Yalnızlığımıza kalsa
Ne ayaksın sen diye sordular hep
Ben de bilmiyorum ne ayağım ben
Bildiğim tek şey
Doğduğumdan bu yana
Hep ayak olduğum
Kendimi yürümek
Hayat hep canlı yayında
Ben kaydediyorum kuş seslerini
Çiğ yağmış toprağın kokusunu
Çıplak ayağımın üşümesini
Bu soğuk sabahın erken saatinde
Ben ki
Neler neler hayal ettim
Hiçbirini başaramadım
Tembellik mi
Yeteneksizlik mi
Bahtsızlık mı
Bebek
Yüzünün ne şekle girdiğini bilmeden
Somurur anasının memesinin uçlarını
Bin türlü açlığın kesiştiği bir noktayı bulmuştur
Açlık ve arzu
Bir tepenin ardında başka bir tepe
Biraz daha silik uzaklar
Camların hiç kırılmadan yaşadıkları en mutlu ülke
Zaman durmamış, unutulmuş




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz