Yazıp yazıp çöpe atıyorum
Domates kabuklarıyla
Çikolata kağıtlarıyla tanışsın sözlerim
Sinekler uçuşsun üzerinde
Sonra taşınıp kamyonlarla
Başka çöplerle tanışmaya gitsinler
bir ozan daha öldü
yine başbaşa kaldık
batan bir gemiden arta kalan yağlar gibi
su üstünde yüzen mısralarla
şimdi bir rüzgar eser
Bir sandalye, der şair
Sandalyelik baş konsolosluğuna ithafen
Tüm bireyleri üzerine alınır
Sandalye halkının
Atölyeden yeni çıkmışlar
Bir zenginin salonunda masa başı çalışanlar
Gözlerim gözlerindir
Beraberce seyrediyoruz hayatı
Yalnız mıyım ben şimdi
İçimde sakladığım her şey
En korkusuz itirafımdır…
bir tanrının çöküşüne titrer
ihtiyar ellerde parmaklar
erdemler anlatılamamış ki
gözlerdeki dağa taşa
bir kavime tanrı olamayan
bir sürüye çoban olmuş
Mağaza camlarına yansıyor suratlar
Suratlarda yırtık bayraklar gibi sallanan
Böcek çeşitliliğinde bakışlar
Ah şu tek tük ağaçlar
Dallarında dalsızlık
Yazmayayım diyorum kendimi tutamıyorum
Bu kadar da mavi olunmaz ki
Şirin mi sandın kendini
Yelkenin vapurun kuyruğunda
Otuz iki dişinle pis pis sırıtıyorsun
Uyuz
Ne mi
Raylar döşenmiş zamana
Öylesine raylar işte
Nereden geldiğimi bilmeden
Bekliyorum şimdinin bomboş istasyonunda
Ne tren var
Ben çok mu benziyorum ki babama
Oğlum benzesin bana
Bir tuhaf ağaç bu
Meyve değiştiriyor her dalında
Emdiğim süt anamdan olsa da




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz