Ben insanım
Gururum olsun benim
Kırılabileyim
Tutkularım olsun
Peşinden çılgınca sürüklenebileyim
Ne diyeyim bilemedim
Sadece ne diyeyim bilemediğimi bil istedim
Hayvanlar da bizim gibi
Hep bir telaş içindeler
Bir açlık, bir arayış
Üzerinden mevsimler geçen ovalar gibi
Daima açık avuçları
Durmayı bilmiyor elleri ayakları
Neresinden kaçmalı bu günlerin
Her şafağının göğü
Bir aşüftenin sevişmeye çağıran yatağı
Bulutların ardına gizlenmiş şehvet
Çocuğa ve erkeğe bölecek
Bitmiyor ki cümle anlayayım
Sonuna bir tohum gibi düşüyor nokta
Filizlenip bir virgül oluyor
Düşünmenin humuslu topraklarında
Hemen ardından yepyeni bir düşünce
Sonra başka bir düşünme daha
Yaran küçük ama acın büyük
İyileşir iyileşmez övünerek göstereceksin izini
Kısacık tarihin ne şanlı
Ne şanslısın
Müzen öldürmeyen yaralarla dolu
Zaten bu depresyon olimpiyatlarında
Ne güzel üzülüyorsun
Yapabileceğin hiçbir şey yokken
Yüzünü göstermeden
Gözlerinin penceresinden
Tül perdeler arasından seyrederken
Kötü bir rüya görüyormuş gibi
Son kişi de söndü
Ama hala aydınlık ortalık
İçimdeki zaman yolunun yıldızlarından
Dibi görünen derin sular gibi zaman
Kaç kulaç derinde çocukluğum
Nefesim yeter mi dalmaya
Bıraktığım gibi durur mu eşyalar
Sehpa örtüsü altında bir anahtar
Merdivenlerden gelen sesler




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz