Aynı uzaydaki gibi
Parmağınla itsen giderdim sonsuzluğa
Tutunacak bir düş yoktu
Bir uydu gibi
Avare dolandım geceleri göklerde
Yıldızları karaladım
Güzel bebeğim
Gözünü açıp da gördüğün an
Bütün gökyüzü
Küçük elini uzatıp da dokunduğun an
Bu koca dünyanın tümü
Sana aittir
İneceğim durağa yaklaştıkça kararıyor hava
Yarasalar karışıyor akşama
Yeni yüzler bulaşmış kabuslarıma
Daha önce hiç görmediğim
Bir daha da hiç görmeyeceğim yabancı yüzler
Böyle ne çok yüz girdi hayatıma
kin
içimde öfkeli ve sakin
köprüden sarkan bir bedende
korkulukları sıkması gibi parmakların
sımsıkı tutuluyor
tek umudum sonsuzlukta
bir türküdeki ağıtın
sonsuzluğa boşalmasında
tınlamasında içindeki hüznün
doğduğu yerden
milyonlarca ışık yılı uzakta
Gülerek gecen ender günlerin
bitmez tükenmez zor günlere karışmış kokusunu duyuyorum havada
Efkarlandım
mazide kalan güzel bir günü hatırlayınca
Şiirde durduğu gibi durmaz
Bulanır bir çarşaf kırışırken
Dibinden çatlamış her taşıyıcı gibi boşalır azar azar
Sadece sağırlar görebilir bunu
Zamanın kontrollü lekeleriyiz
Şu durmadan dönen dünya
Kim bilir kaç tur bindirmiştir bana
Neyi kovalıyordum ben
Ne içindi bu yarış
Ödül neydi
Olgun bir elmayı dalından koparmak gibi
Kollarımın ötesinde
En yukarıda
Ne çok şey düğümlenmiş Adem ile Havva’da
Elma
El ma
Büyük sözleri sevmiyorum
Ne anlamı varmış ki şu dünyanın
Aşkmış
Şiirden soğuttu beni
Her metaforun altında ayrı bir sevgili




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz