Biri denizin bir kıyısında
Kayalıklara oturmuş ufka bakar
Aynı ufka bakar diğeri
Karşıki kıyıda
İki arayan varken
Hala yaşamak isteyen bir yanım var
Daha hiç yaşamadığından
Ben doğdum anamın karnından
O içeride kaldı
Denize düşersen anlarsın demiş şair
İşte çırpınacak olan odur
Biz geç doğduk
Dinmişti çoktan
Kurşuna dizilen son kahramanın çığlığı
Duvarlar boyanmış sloganlar susmuştu
Son çatışmanın ardından
Böcekler gibi çıkmışlardı korkaklar deliklerinden
İçimdeki iyi insan bir çocuk
Ne zaman bir sokak köpeğini sevsem başından
Bir kedi korkmadan dolansa bacaklarıma
Ellerim ayaklarım çocuk...
Baharı görsem papatyalarıyla
Bütün yazdıklarım
Bir böceğin ayak izleri
Çıktığı deliğine geri döner
Ellerimin gözlerimden esirgediği dizeler
bütün çığlıkları kısan bir uzaklık vardır
bütün dağları bir sivilce gibi küçülten
onca kaçışların ardında kaldın da
neden hala ufalmıyorsun sen
mevsimler dolusu sabahlara uyandım
Ben de üşüyorum bu karanlıkta
Bir kibrit kutusundaki çöpler kadar
Ateşe attığım yıllarım var
Yak yak yak artık nereye kadar
Kim bilir kaç tur dönerdi Dünya’yı
Ciltleteceğim seni uyuduğum gecelerimi
Mor saten ayraçlarla ayıracağım
Ömrümü Sahra’sından
Kendi kamburuma binip binip
Matarası dibinden çatlamış çöller aşacağım
Ben
Bir damlanın ıslaklığından nereye varabilirim
Eriğe banmış tuzdan bana ne
Bütün turuncular ayrılsa sarısına kırmızısına
Bütün ılıklar soğuğuna sıcağına
zamanın akışında birleşse yollarımız
başbaşa kalsak sadece ikimiz
uçsuz bucaksız zifiri karanlıkta
birbirimiz olsak kurtaran bizi
yanlız kalmak korkusundan




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz