Görmekten anlamayı çıkar
Gözlerimiz donuklaşır
Işığı sönmüş tüm maviler gibi
Güneş olmasaydı
Bu kadar sever miydik denizi
Yaşanmamış günlerimi tüketiyorum
Bir bir yaşayarak
Onbinsekizyüzon gün yaşamışım
Bu güne kadar
Buldum
Üşenmeden hesaplayarak
Kumsalları vardır öykülerin
Kum saatleri
Akşamları damlara siyah kuşlar konar
Bir kelebek kaçar gözlerimin tül perdeleri arasından
Gece vakti uyanınca seni gördüğüm rüyadan
Portesinden kanatlanan bir sonatın peşinde
Seni hatırlarım
Karanlık bir mağarada feneri duvarlarda gezdirir gibi...
Gölgeler
Bilmem hangi şekillerde susarlar
Bir bir geçerken gözlerimin ferinden
Yokluktan Hiç`i çıkardım
İzi kaldı boşlukta
Üzerinden tükenmez kalemle geçtim
Hayallerim çıktı ortaya
Boyanmamış bir boyama kitabında
Bir eksiğim renklerdi
Bazen kendimi boşlukta gibi hissediyorsam
Bazen fark edebildiğimdendir
İki an
İki insan arasındaki sonsuz boşluğu
Hani bir kayığın üzerinde
İçindeyken görülebilen bir şey değil
Masmavi denizi kulaçlarken
Avuçladığın su gibi
Renksiz
Çocukluğunu hatırla
Ah anam
Canım anam
Gidiyorum ama hep aklımdasın
Hep aklımda olacaksın desem
Şükür telefon var
Seni arayacağım sık sık
Tanımadığım yüzler gibi
Gördüğüm hiç bir şeyin adı yok
Cevaplanmıyor parmağımın ucundaki sorular
Yağmur suyunun doldurduğu çukurdan
Beni mi gözlüyor Dünya




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz