Islak yerime esen rüzgar gibi serinletir kaçış hayali
Özgürlüğün birimi olmaz ki
Sadece bir tanedir
Parmaklıklar bazen insan bazen şehir
Bazen ömrün kendisidir
Güneşi söküp yerine floresan lamba takmışlar
Gecenin kurumunun kirlettiği badanalı bir duvar
Mavilikten kovulmuş bu yüzsüz gökyüzü
Doğmamış bir günün içinde
Bir sürü seçenek var önümde
Aktif değiller
Balkondan atlayan bir meczubun
Yere düşmeden önceki pişmanlığıyım
- Bir pişman bin pişman hiç pişman
Zaman mı donsa
Korkularım mı
- Kapkara sopsoğuk
Mendil satar
Yetmişinde
Mendil Satar
Köprü altında
Mendil satar
Ayakta
mevsimler
bir balığın renkli dikenleri
duru suların ışığı geçirgenliği yaslar onları
sevinçlerin gezegenlerine
eksilerden artılara bir yolculuk uyur
Acı sebzeler
Çürük meyveler pazarından geçtim
Delik çoraplar, kırık tuzluklar aldım
Eksilmiş geçmeyen para üstleri verdiler
Sımsıkı tutuyorum avuçlarımda
Hepsi yırtık
boşaltmak için
içindeki karanlığı
bir midyenin kabuklarını araladım
baktım baktım baktım
ağzım bir karış açık
şaşarak
Çürümek mi sorun
Çürüyememek mi
Plastik gibi kötülük
Öyle bir saçıldı ki dünyaya
Mikro kötülükler karıştı
Zaten çok çekmiştik güzel insanlardan
Magazin dergilerinden
Kalkık burunlu
Geniş alınlı festival aşklarından
Bilenler çıktı bir de




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz