Ne takıntılı bir adamdım
O kadar kolaydı ki benim için
Şikayet etmek, kederlenmek
Tam zamanında yetiştin oğlum
Ömrümün bu vaktinde
Bir akşam sefası gibi yüzünü açtın
Hızla geçerken
Trenin penceresinden gördüm köyünü
İnsansız kalmış hep evler
Sahipsiz köpekler havlıyordu
Onu göremedim
Kuytusunda bir müren balığıdır şimdi
Ağır ağır dönüyor Dünya
Yükü çok ağır
Yedi buçuk milyar insan
Çekirdeği ağrıyor
Kolay değil günler
Hatalarım
Cebimdeki delik gibi
Beni en ağır yükümden kurtaran
Başımı öne eğen, dikliğini alan
Oyuncaklar peşinde emeklerken
Dizlerimi kanatan
Bir şarkının
Kulağımdaki eskiliğinde saklanmış
Pencereden sızan bahar sabahı gibi
Heyecanla, cıvıltılarla gelir aklıma çocukluğum
Uyanınca kaybolmuş aydınlık bir rüya gibi
Sokak köpeğine beni sorsalar
Havlar hav hav hav
Ben kimim ki zaten
İnsan egosundan kopmuş da düşmüş
Naçizane bir lego parçası
Başka başka bütünleri kurma hayaliyle
Eğer dün yaşadınsa, yarın yaşayacaksan bugünü
Anla ki kurutmuşsun hayat ağacının kökünü
Ne kârı var on ömür yaşasan bu dünyada
Hiç yaşamadıktan sonra yaşamaya değer bir günü
02.02.2005
Kurşuna dizilenlerin ardından bakan
Duvardaki delikler gibi
Gözünü dört açmış ölüm
Mühürlemek için ömürleri
Ama ne kadar çok çukur kazdırsa da
Burnum, tenim, kulaklarım ve gözlerim
Hep ustası baharın
Ama yine de
Duyduklarımdan fazlası olmalı
Kızılötesi renkler gibi
Hep o günü bekleyeceğim
İçimde durmadan hayaller kuran
O haylaz çocuk ölmedikçe




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz