Hokkabazlık peşinde değilim artık
Dilim kolayca gitmiyor kelama
İlk yağmış kar gibi sessizlik
Kıyamıyorum üzerine basmaya
İki yıldız arasındaki boşluk olmalı
Son söylediğimle ilk söyleyeceğim arasında
Huzur
Huzursuz bir şehrin en uzağındaki kır
Yaşaya yaşaya kirlenmiş şimdinin
Ezeli öncesi ebedi sonrası
Bu uçsuz bucaksız geceye bulaşmış
Bembeyaz leke
Dedi ki
İnandığınız birçok şeye inanmıyorum
İnanmadığınız birçok şeye inanıyorum
Bilmek mi inanmak mı diye sormak da yetmez
Tanrı yok da olsa
İnanç tükenmez
İnceldi inceldi inceldi camım
Bana dokunanın elinde kalırım
Çatlak derseniz çatlarım
Ama öyle bir sakladım ki kendimi
Hâlâ kırılmadım
her an o andır diye bekliyorum
korku içimde bir pusu kurmuş
yaşadığım bu hasta günler
tuzaklarla dolu bir geçit olmuş
masanın ucuna itilmiş akvaryum
Bulanık bir su gibi gülüşü
Ne zaman ki neşesi dibe çöküyor
Çatık kaşları beliriyor
Yüzünün duruluğunda
O ise daha çocuk sayılır
Şarkılarını da dinlerim senin
Sana şarkı da söylerim
Hatta beraber söyleriz en sevdiğimiz şarkıyı
Sonra oturur konuşuruz
Sonra
Bu şehirde günahın telafisi yok
Bolluk içindeki kullarım
Paylaşmanıza bile gerek kalmamış
Mutlu olmayı beceremiyorsanız
Bir zahmet iyi olun
Önce amaç diye bir kelime uyduruyoruz
Oturduğumuz yerimizden
Sonra da soruyoruz
Hayatın amacı ne
Dünya
Mavi gözünü gözlerimize dikip




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz