Ben artık seni sevdiğimi söyleyemem
Türkçe’yi biliyorum da
Dili bilmiyormuşum
Yeni fark ettim
Sıcak bir coğrafyada
Yazın
Karanlığı kirletiyor şehrin ışıkları
Başka ışıklara bükülmüş bakışlar
Yıldızlar artık gecenin yıldızları değil
Samanyolunu hiç görmemekten belki de
Gönüllerdeki bu görme bozukluğu
Işıklar içinde uyu
Topraktaki taş incitmesin
Ruhu şad olsun… falan
Hep yalan
İnanmamayı
Ne iş mi yaparım ben?
Çok mu merak ediyorsunuz?
Söyeyim o zaman
Ben
boş gezenin boş kalfasının hayranıyım
Bu hayranlığımdadır
Pencereleri kapatmış
Perdeleri çekmiş bir kırmızı
Kapalı odalarda kadife kokusu
Mutsuzluk değil ama
Hüzün desem
Elmayı ıskalar ok
Akdeniz’de
Bir koyun en sığ yerinde
Dipteki taşlar üzerinde oynaşan ışık kadar
Derindi gözlerin
Ve ben ne zaman boy verdiysem
Dikenli kestanelerine bastım
Gözleri nasır tuttu
Görmekten aynı günleri
Ellerine büründü
Elleri iş görürken
Ayaklarına büründü
Evden işe işten eve yürürken
mavi bir yalandır gökyüzü
sonsuz bir geceyi saklayan
beyaz sayfama vuran
bu pembe güneştir
her sabah bizleri kandıran
Beynim kıvrım kıvrım düğüm
Kafam karmakarışık
Uzaktaki bir şehre
Bomba gibi düşmek istiyorum
Acı acıyı bastırsın
Parmaklarım




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz