iyileşiyor kırık ayağım
dura dura
dura dura kırık ayağım
bir kuş gibi alçalıp konacak
sağlık ayağıma
ayağım günlerdir
ılıklığı ateş ve suya ayırdım
bir mağranın kuytusunda kibrit çaktım karanlığa
durdurmak için zamanı
yelken gerdim iki dağın dorukları arasına
kuru yaprakların kırılganlığı saklı
yapışmış
bizon üzerindeki bir aslan gibi
ağırlığınca ağrıyor sırtımda akşam
beton dökülüyor kürek kürek kafatasıma
gözlerimde matkap sesleri
bu yerler başka yerler sanki
soğuk, bir renk olmuş boyamış
evleri sokakları bahçeleri
güneşsizliğin rengi gri
rüzgar daha bir zalimce esiyor
yerler hep beton
bir yerden düşüp çakılmam için
oysa sen atlasan
örümcek ağları tutar seni
örümceksiz
tutmasa bile
Yangından kıvılcım suçlu bulundu
'Yaktın' dendi 'sen'
'Galon galon benzini'
'Suçsuzum' dedi mahkum
Benzine attı suçu
'Su olsaydı da söndürseydi beni'
Bence herkesin bir kulisi var ama kapısı kilitli olunca aynı karakterde oynamaya devam etmek zorunda kalınabiliyor. Sahne, koltuklara oradan da sokaklara taşıyor.
Kim kötü olmak ister ki? İyi insan olmanın kontenjanı var sanki, bir kere kötü oldun mu, iyilik yapmak için açık pozisyon bulamıyorsun, bulsan bile işe alınmıyorsun. Daha sonra anlıyorsun iyiliğin de bir şirket olduğunu, hem de “limited”.
Ahlak da pahalı bir giysi. Pahalı muhitlerin her türlü sarsıntıya dayanıklı binalarının “cosy” odalarında, “cool” gardroplarda asılı duran bir giysi. Her türlü sevmenin ve sevişmenin ardından alınan duştan sonra giyilen rahat bir giysi.
Nice aşklar yaşandı
Sevişi aşıkın
Yârdan güzel
Gözyaşı döken gözler
Ağlatan gözlerden güzel
Kızdığım bir şey var
Çok kızdığım
Öfkem
Elime üç boy büyük bir balta
Kaşlarımı çatsam
Bütün şairler sussaymış
Yalnızlık yine aynı yalnızlık
Benimkisi okyanusa su katmak
Gümüş bir kaşık
Öfkeyle doğmuşum ben




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz