Bir gemi yaptı
en güzel şiirini yazdığı kağıttan
bir şafak vakti
susuyorken deniz
bindi gemisine
gitti bu diyarlardan
Bir tarafta coğrafyası varlığının
Diğer tarafta benzetilenler gezegeni
Sen ki her güzel ayrıntının benzeyeni
Usandı, edatlığından istifa etti “gibi”
Neler yansıdı camından odamın tavanına
Yaşarken
Bir boşluğun içindeymiş gibi her şey
Her öykünün son noktası konulacak
Ve kahramanlar kalabalıklara dağılacak
Parmakları açılmış tel ataçlar gibi
Erik darlığında elmacık kemikleri
Küçük bir o harfi titrer dudaklarında
Yaylar gibi yaylandıkca alt çeneleri
Dikene takılmış yün gibi sakal sakal
Karanlıkta kalmış da porselen dükkanında
Çarpa çarpa arıyor gibi elektrik düğmesini
Serçe parmağını oynatsa bir kırık daha
Ayakları çıplak, yere saçılmış kırdıkları
Sorsan, pişkin pişkin ışığı arıyorum der
Bütün koltuklarına oturulmuş hayatın
Yaslanacak bir duvar bile kalmamış
Ayakta kalmışım
Sırtımdaki küfede kendi ağırlığım
Gözlerini kaçırıyor yüzüne baktıklarım
Yabancısıyım sanki bu dünyanın
Kapılar teker teker çarpılmış suratlarına
Sıkıca kapatılmış
Bir kilit iki kilit üç kilit
Kapalı kapılar ardında
bir limon gibi kestin beni tam ortamdan
iki ucu koşan bir at başı olan solucan
fare gibi deliğinde titreyen can
bütün bıçakların öz kardeşidir giyotin
Ödülü varsa zamanın
Rafları da var
Üzerinde toz biriktirmek için
İnsan koleksiyoncusu musun sen Allah’ım
Atak üstüne atak yiyorum




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz