Paslanmış metal sesi susmaktan
Karanlığın içinde sıkışmış
Unuttuğum anılarımın yayı
Dizelerin içinde tin tin eden imgeler
Eski bir resmin içine dalarak
Kurşun kalemle çiziyorum
ilk balığın yüzgecine ip bağlanmış
yüze yüze balıklar denizi örmüşler
ilk kuşun kanadına ip bağlanmış
uça uça kuşlar gökyüzünü dokumuşlar
Çıkamıyorum çıkmıyorum
Çıldırtacak beni bu uyanıklık hali
Bu felçli farkındalık
Bir işkence
Sürüsünden kaçmış kuzuyu
Sürüsünden kaçmış kurt anlayabilirdi
Yalnızlık o kadar sefil bir boşluktu ki
Bulmak o kadar yeşil bir cennetti ki
Kuzu dayanamazdı kurdu kaybetmeye
Kurt dayanamazdı kuzuyu kaybetmeye
Artık mutlu olsam bir ömre yeter mi
Bin odalı bir otelde
Bir odanın ışığı yanmış, ne çıkar
Geride hep loş sofalar
Karanlık koridorlar
Onca yol
Onca zaman aşıp
Şimdi`ye park etmiş bedenim
Yaşanan onca zamanın
Çizikleri var üzerinde
Kalbim
Sesine ses verdim ozan
Sen ki
Bahar rüzgarında sallanan
kır çiçekleri gibi tozmuşsun
Alnına yatırarak toprağın saçını
Taşsız bir dere gibi akmış susuşun
İki gölün göl olma yarışı bu
Birinin derinliği koyu
Diğerinin balıklarının dikenli sırtı
Birinin sazlıkları ıslık çalar
Diğerinin diplerine pusu atmış misinalar
Hayatın anlamı sevgidir dedi
Ve şah çekti
Sevgi nedir diye sordu karşısındaki
Pat oldu oyun




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz