Çatlaktan ışık sızdı
Uyumak mı uyanmak mı istediğim
Gözlerim körlüğüm müdür
Açsam mı kapatsam mı
Ya severse diyerek
Kaç defa bilet çekmiştim
Tokalaştığım o incecik ellerden
Hey gidi
Saçlarımı bir türlü
Saçlarının yanına yatıramadığım gençliğim
Aşk
Yalnızlığı unutmaktır
Her ayrılık tekrar hatırlatır
Giden
Mumları söndürür de gider
yaş oduna saplanıp kaldı baltam
şimdi ellerim
balta sapında yürüyen karıncalar sadece
bir atışlık öfkeymiş benimkisi
bir parladim ki bitti
Yazıyorum
Nakışa ışımış güneş
Sarısı bin sarıya bölünüyor parmaklarımda
Yıldızlar gibi uzak mavilerden
Yedi aile değil yiyip bitiren
Bu koca dünyayı
Dünya
Küçük balığa büyük balıklık yapanlar yüzünden böyle
Her şey ateş pahası
Küçücük mutluluklar bile
Kendimi iyi mi hissettim biraz
Bir günün bir saatinin birkaç saniyesinde
Akrebi hemen sokuyor
Kovuluyor yel başımdaki kavaklardan
Ömrümüzün etli sulu yeri çocukluğumuz
Türlü türlü tatlarda
Leziz mi leziz
Gerisi acı bir kabuk
Körelmiş meyve bıçağımızla
Soyup da atamadığımız
Niye mi ağlıyormuş
Vahşi doğadan gelmiş
Kayasız dağlardan
Ağaçsız ormanlardan
Dalgasız okyanustan
Düğmeleriyle oynarım gözlerimin
Dört mevsim boyunca
Ağustos kırıldı mı ortasından
Eylül baş verdi mi
En berrak görüntüyü alırım
Limonata gibi yudumlarım nefesimi




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz