Üçyüzaltmışbeş günden
Çıkar haftasonlarını
Bir de bayramları
Gerisi mesaidir ömrümün
Bir de
Yaşamak için izin alırım
Her sabahı
aşık olacağın bir günün başlangıcı
yetmişinde bile olsan
hayatının baharı
25.04.2008
Bir ara uyandım
Gece şafağa ilerlediği vakit
Aydınlık bir gece vardı dışarda
Alçak tepelerdeki ağaç siluetleri
Ağaç olduklarını anlayana kadar
Şekilden şekle giriyorlardı
Ufuklarından dalıp kumsalından çıkacağım bir deniz
Sırtımı gövdesine yaslayıp yapraklarıyla fısıldaşacağım bir ağaç
Günahlarımı saklayacağım
Gecelerden bir avuç karanlık çalmış hırsız bir mağara
Anam
En yüklü en ağır
En kapanmayan bavulum
Uzun bir dizeyi susuyorum
Bir köpek havlıyor gece vakti sokakta
Zaman
Bu buz gibi boşlukta
Hiç örtünemediğim yorgan
Annaneme sarılmak istesem
Küçük kollarımla
Bugün yüzerken babamın ellerini hatırladım,
Kolları bir kayığın iskelesi ve sancağı idi
Pruvasıydı iki elinin bir tersi
Ben de öyle yüzmeye başladım
Babam gibi
Her ayrılığı haritasına sığdırmış olsa da dünya
Şarap rengi akşamlarında burulmuştur tadı
Yolların tozuna harman olacaktır
Kulunun yarasından canı yanmayan tanrı
14 Ağustos 2011
Suya yaşını
Havaya nefesini terini
Toprağa etini
Tarihe ömrünü
Bu girdap
Bir gurme
ceketimi almadan evden çıktım
ılık bir suya bırakır gibi kendimi
sanki
sırtına ceket atmış dünya
ten sıcaklığında bugün hava




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz