yıl 1995, günah deryası yolculuğumun miladı erzurum.. beladan Hak çıkardı şükür ve hem sınavdı vede sınandım.. hayatımın özeti susmaktı. Dil lisana gelince kırdım herkesi o yüzden susmak bana rabıta kaldı..
Uzaktan ağacın çığlığını duyduk,
Yaralı bir hayvanın ölüm çığlığı,
Yaşlar kırışık yanaklarımdan,
Çıplak göğsüme sızdı,
Bu korkunç ıstıraptı..
Dudaklarımı dudaklarımla örttüm,
Beklenmedik fırtınalar hırçınlı geldi,
Yakıldı güneş yüzü,
Dedikodulara dudaklarımı örttüm..
Gölgeleri görünce dürtüldüm,
Hıçkırıklar beyaz karlarla örtülü gecenin,
Sinesinde içli ve derin akisler bırakmaktaydı,
Zilin acı sesi, gecenin karanlığını yırtıyordu..
Gözler kararmaya başladı,
İçinde fırtınaları boralar koparmaktaydı sanki,
kendimi övmekten sığındım Rabbe..
nankörlüğü terazilerde tartamadım,
suçum neydi Allah'ım,
suçluluktan kaçma adına sindim en içerlere,
bu pislikten azat olamadım,aklanamadım..
Sadece sizin görmek istediğiniz beni..
Gösterdim size..
Ne ben böyleydim ne de zevklerim..
Maskem hâlâ deşifre kimliğime..
Sorularınızın cevabı bendeydi,
Mektubu ezberledim küllerini savurdum yakıp,
Kelepçeme oysa aşıktım,
Bir tavırla çenemi kaldırdım,
Yüzümde ifadem donuklaştı..
Kalemim ikiye kırıldı,
Ruhum yorgun beden yorgun,
Günahlarımı boynuma yükledim,
Affa çok yakındım caydım arınmaktan,
Baştan aptallığa yattım, pişmanlığı çok yaşadım..
Sancı çektim kahrı, kendimde pay aradım,
hep yarım kalıyor mutluluklarım,
eskimişte olsa, ben hayat bulurum,
gözlerim kördür, bilmez ki ihaneti,
görürüm, o güzel eşsiz gözlerini..
giden kimseye elveda diyemem,
Dehşet çığlıklarıyla irkildim,
Koştum ışık görmüş kırlangıç gibi,
Ağaçların gölgesi yola vurdu,
Hava karanlıktı buğuzlu..
Kelebekler özgür kalacaktı,
Göllerin suyunu denize akıttım düşümden,
Kurşuni görünüm veriyor yıldızlar tuz gölüne,
Umudum çöl kıyısına uzandı paralel,
Gönlüm, duygusallıktan uzak sözlerime..
Sözlerim birden bire bir buket çiçeğe,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!