"Mekke’den Medine’ye bir hicret hikayesi.. "
Sırtında hırkası, gönlünde İslam neşesi.
"Bana çarşının yolunu gösterin" dedi o gün,
Sıfırdan bir dünya kurdu, her anı bir düğün.
Ticareti ibadet, kazancı nur oldu,
Onun geçtiği yollar hep bereketle doldu.
Öyle bir cömert ki, sağ eli solunu görmez,
Allah için verince, o hazine hiç tükenmez.
Ey Abdurrahman! Bereketin parlayan eli,
Cennetle müjdelenen, İslam’ın o asil velisi.
Dünya malı elinde, ama asla kalbinde değil,
Cömertliğin önünde tüm krallar eğil.
Kervanları gelir, Medine sokakları inler,
Onun bağışlarını melekler gökte dinler.
Yüzlerce köle azat etti, orduları donattı,
Malını mülkünü Resul’ün yoluna kattı.
Tebük’te, Bedir’de sarsılmaz bir kale gibi,
Hakk’ın rızasını arayan o gerçek sahibi.
"Toprağı avuçlasam altın olur" dermiş her an,
Niyetinde sadece yüce Rahman.
Mütevazı yaşadı, krallara taş çıkartan bir dev,
Gönlünde sadece Allah sevgisi, tek bir ev.
"Yediyüz deveyi yüküyle bağışlayan o er,
Cennetin kokusunu bu dünyadan alan bir ser!"
Vakıf insanı, cömertliğin şahı...
Hakk yolunun bitmez, tükenmez sabahı.
Ey Abdurrahman! Bereketin parlayan eli,
Cennetle müjdelenen, İslam’ın o asil velisi.
Dünya malı elinde, ama asla kalbinde değil,
Cömertliğin önünde tüm krallar eğil.
Cennet bahçelerinde yürür şimdi vakurla,
Ömrünü tamamladı edeple, şanla ve nurla.
Abdurrahman bin Avf... Bereketin adı...
Radıyallahu anh...
Kayıt Tarihi : 9.04.2026 21:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!