"Tevrat’ı en iyi bilip son peygamberi arayan ve o nuru görünce hemen iman eden o muazzam sahabi: Abdurrahman bin Selam"
"Tevrat satırlarında gizliydi o müjde...
Medine’nin en büyük alimi, Husayn, gece gündüz o nuru aradı.
Efendimiz Kuba’ya geldiğinde, kalbi yerinden çıkacak gibi oldu.
Nur yüzünü görünce, 'Bu yüz yalan söylemez!' dedi Husayn...
'Allah’tan başka ilah yoktur!' haykırışı, imanın gür sesi oldu.
Efendimiz buyurdu: 'Sen Abdullah bin Selam’sın!'"
Eski kitaplarda gizliydi adı,
O nuru aramak her an muradı.
Medine sokakları şahit hasrete,
Vuslat zamanı yaklaştı afete.
Resul’ün sözüyle gönlü şenlendi,
Yalan nedir bilmez bir nur eklendi.
Abdurrahman oldu o günden beri,
İslam binasına en güçlü yeri.
Ey Abdurrahman! İlim denizi,
Nurun yolcusu, vefanın en izi.
"Bu yüz yalan söylemez" dediğin o an,
Nura gark oldu sanki koca cihan.
Ya Abdurrahman! Ya İbn-i Selam!
Sana selam olsun, ey kalbi makbul!
Tevrat'ın müjdesi, imanın sesi,
Müminlere umut, dertlere nefesi.
Hicret yolunda bir ışık, bir boran,
Onun karşısında duramaz hiçbir yalan.
Medine ehlinin ilmine şahit,
Sıdk ile bağlandı o pak mücahit.
Dünyanın malını değil, rızayı seçti O,
Cennet müjdesiyle ebede geçti O.
Hiç zulme eğilmedi o pak başı!
O’nun rızasında buldu her bir telaşı!
İslam müallimi, vefanın en saf hali,
Ümmetin dilinde onun her misali!
İlim ve hikmet, nurun yolculuğu...
Abdurrahman bin Selam...
Radıyallahu anh...
Kayıt Tarihi : 13.04.2026 16:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!