Konuştum dilimde tüy bitti artık
Doğruyu söyleyip köyden kovuldum
Kurudur ekmeğim kalmadı katık
İçinde kaldığım yerden kovuldum
Üzerimde yılların bıraktığı tortular
İçimde kaybetme korkuları
Sona ermez mi artık
Hep sana deyişlerim,
Neden beni vuruyor attığım güller
Evren mi yanılıyor ben mi yalanım?
Boynu bükük durur şimdi sümbüller
Niçin hep buz gibi soğur bir yanım.
Ne güzel olurdu güneşe karşı gülümsemek
Aya karşı düş kurmak
Hep seninle uyanmak sabahları
Ne güzel oludu yaşayamak,
Emanet verilen hayatı.
Doymuş karınları var
Aç ruhların.
Sabır ve tahammüldür
Kötüsüyle yaşanan.
İyisi var mutlulukların.
Ayaklarında donları, üstlerine giyecek sırtları yoktu. Yağmurlu kış günlerinde yarım yamalak kurulan çadırlarının etrafında çocukları fır fır dönerek oynuyor; sanki var olan özgürlüğün tadını yalnızca onlar çıkarıyordu.
Mahallenin en ücra köşelerinde kurulmuş çadırların etrafında yılkı atları cirit atıyor, cansız at arabaları bir köşede yağmur altında ıslanıyordu.
Adlarına çingene mi deniyor, aptal mı deniyor; hiç kimsenin umurunda değildi. Her birinin çadırında davulları asılı duruyor, kendileri upuzun oturuyorlardı.
Yoldan geçenler içlerinden onlara sanki gıpta ile bakıyor, “Yahu, bunlar ne kadar rahat,” diye iç geçiriyorlardı. Geçim derdi, gelecek kaygısı olmadan ve hiçbir şeye kafa yormadan yaşamak demek ki buydu. Demek ki insanlar bütün dertleri kendileri çoğaltıyordu.
Her gün yeni bir gülüşüne
Uyandım güneşin,
Gülümsedim...
Merhaba yaşama sevincim
Sevgiyle uçan kuşum merhaba
On sekiz yaşının hürriyeti,
Dilimde tüy gibi uçuverdi.
Ne dünden sevinç kaldı
Ne keder…
Yaşanan günler sevindi.
Ben böyle değildim
Daha özgürdüm mesela
Daha hoyrat,daha mert
Daha dikti başım,eğmezdim.
Daha delişmendi ruhum
Mengeden aşağı Kozana doğru
Geldin de tanıdık seni meşguli
Dürüstlük timsali bir insanoğlu
Bildikte aşklara daldık meşguli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!