Nar ağacının dallarında şöyle bir gerindi boz yılan.Ne de güzel bu nar ağacın çiçekleri diye söylendi.Birden evin sahibi ile göz göze geliverdiler.Biri pencereden biri ise nar ağacının üzerinden birbirlerine bakıyorlardı.
Ev sahibi soğuk bir suyla duş almış gibi baktı yılana,yılan hemen anladı gözlerindeki hinligini
Ev sahibinin.
Aşağı doğru bırakıverdi kendini boz yılan,biliyordu ya bir silah patlayacak ya bir kürek parça parça edecekti kendisini.Aşağıya sıyrıldığında nar ağacından boz yılan,bir kürekle karşılaştı.O yılan gibi kayışı olmasaydı,belki de çoktan yılan cennetini boylayacaktı.Yılan adama öyle bir ters baktı,öyle bir ters baktı ki adam dondu,kaldı.Boz yılanın kıvrılarak çalıların arasında bir gidişi vardı ki adam onun gidişine hayran kaldı.
Yine bir bayram var,yıllardan bir gün
Bu bayram,bayramda şekil değişti.
Bayramdan bayrama öperdik el-gün
Bu yıl ki bayramda akıl değişti.
Aslında hayâl gibi geliyor yaşadıkları insana. Bu nasıl olur?dediğimiz pek çok şeyi,şaşkınlıkla yaşıyorıyoruz mesela.
Var olup, yok olanları, varken hiç yok olmayacak gibi yaşayanları görüyoruz örneğin.
Bitmeyen şiir'de bugün,
Sular yanıyor göllerinde.
Dalıp gidiyor bilinmeze
Debreşiyor hislerim.
Şükür dolu bizim kazanımızda
Hep sevgi doludur ozanımızda
Allaha koşarız ezanımızda
Cesaret çalıyor sazımız bizim
Bizim dönemin aşkları; okul yollarında onu bir kez görmek için beklemek, birkaç kelime konuşunca o günü bayram ilan etmektir. Hele ki elini bir kere tutabilmişsen, o eli durmadan öpüp koklamaktır.
Geceleri sevdiğine, sevdiğini nasıl söyleyeceğini bin kez düşünmek; yanına gelince dilimizin lâl olması, ona hiçbir şey diyemeden geriye dönmektir.
Bizim gençliğimizin aşkları; sevdiğimizin sokaklarında onu bir kez görmek için dolaşmak, “mahallemizin kızına dolanıyor” diyen mahalle gençlerinden, sevdiğimiz uğruna bir ton dayak yemektir.
Bizim gençliğimizin aşkları; gönderilen ucu yanık mektuplara gelen cevapları bir kuytu köşede, heyecanla açıp okumak; en mutlu haberler karşısında sevinçten kendimizi dağlara, tepelere vurmaktır.
Suları çekilse denizin, ışığı sönse güneşin, gecesi olmasa dünyanın bir kaybı olmayacak belki; ama o gün biz olmayacağız.
Lakin güneş yine doğacak. Geceler yine inecek yeryüzüne. Dalgalar yine kıyılara vuracak. Tatlı telaşlar yaşanacak, yaramaz çocuk sesleri yine göğe yükselecek. Hayat, öyle ya da böyle, akıp gidecek.
Türkiyede üniversiteler ağzına kadar öğrenci dolu.Çoğu öğrenciler binbir ümitle başladığı üniversiteyi işsiz bireyler olarak bitiriyor.
Üniversiteler birer bilim ve kültür yuvası ama Türkiye de mecburen iş bulmada kolaylık makamları haline gelmiş.Nedeni'de Türkiyedeki işsizlik sorunu ve ekonomik problemler.Dolayısıyla Türkiedeki her birey üniversiteleri birer kurtuluş yerleri olarak görüyor.
Bunun sonuçu olarak cok kalabalık öğrenci sınıfları ve kalitenin düşmesi sorunları yaşanıyor.Ama en kötüsüde üniversite bitince




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!