Bir milletin var oluşu
Bir devletin kuruluşu,
Hürriyet'in dik duruşu
Sarı bir sıcağın kucağında kavruluyor
Çukurova. EYLÜL ayı'nın bir'ini gösteriyor takvimler..Dün Otuzbiriydi Ağustos ayının.
Bugün ne değişti ki dünkü
günümüzden.Herşeyimiz yerli yerinde duruyor.
Şimdi kaçıncı kez gözden geçiriyorsunuzdur
Hayatınızın geçmiş turlarını ...Neler neler anımsıyorsunuzdur bilmiyorum ama, İnsan
Çok pişmanlıklar yaşıyor, çok yanlışlar yapıyor onu çok iyi biliyorum.
Ama dedim ya adı insan. Buna rağmen yaşanması gerekenlerin mutlaka yaşanması gerekiyor. Nasıl ki sırf mutluluklarla dolu değilse insan hayatı, acı ve zorluklarda tuzu biberi oluyor yaşantının.
Dalgalanan bayraklara baktım önce.Aklıma Türk'ün bütün zaferleri geldi,Sonra bu bayrak için canlarını veren şehitlerimiz geçti içimden.
Yine bir bayramdı.Hem de bu milletin ülkesini,vatanını kurtarmak için yaptığı savaşlardan birinin zaferiydi.30 Ağustos zafer
Bayramıydı bugün.
Hiç bir millete nasip olmayan bir duyguydu bu,kutsal değerler uğruna ölmek,ölüme gülümseyerek gitmek.
Herşey olduğu gibi kaldı. Aklına
Gelmedi kimsenin uğruna çok şey kaybettiği varlıkları. Aklına gelenler kendisiydi, sevdikleri ve değer verdikleri çocukları.
Gözlerinden okunurken çaresizlik, büyürken kaygıları gözbebeklerinde, yüreklerinde esen bir korkudan fırtınaydı.Yakarıştı Allah'a.,dillerde yer eden o masum duaları.
Bir teslimiyet haliydi inanmak, o can havliyle
Kullandığı araçlardan yola çöp atan, şişe atan, elindeki çöpü yere fırlatan, sigara izmaritlerini
Sağa sola atan acaba kimlerdir?
Dağların tepesinde,
En tepesinde olsam.
Bulutlara değer mi başım?
Gökte ne yapar kuşlar?
İnsanlar uçar mı?
Acelen ne be ölüm, buralardan çekip git
Ben senin bildiğin kişilerden değilim.
Nasıl kıyarsın bana ümitten kanatlarım,
Su dolsun avuçlarım, gülümsesin dudağım.
Bazen yüreğimize acı ansızın düşer. Tane tane donar bütün gözyaşlarımız. Yüreğimiz burkulur. En derin hislerden çığlıklar yükselir ansızın. Elimiz, ayağımız buz keser bütünüyle donakalırız.
Çaresizlik olanca gücüyle haykırır bütün gerçeği yüzümüze. Dilimiz lâl olur, kolumuz kanadınız kırılır. Boynumuz bükülür ve kabul ederiz bütün başımıza gelenleri.
Derin bir sükût kaplar ortalığı. Herkesin gözleriyle konuştuğu an başlar bir zaman. Ama hiç bir çare yüreğimize düşen ateşi söndürecek güçte değil maalesef.
Liseye ilk başladığımız yıllardı.Sağın solun ne demek olduğunu bile bilmiyorduk.Ama bildiğimiz niçin karşı gurubun okuluna gidiyorsunuz diye hergün yediğimiz dayaklardı.Okullar,sokaklar,mahalleler hep sağ ve sol gurupların ellerinde paylaşılmıştı.Silahı bile bu yıllarda namlularını ağızlarımıza dayadıklarında öğrendik.
Ailelerimiz hergün çocuklarımız sağ sağlim evlerine dönsün diye dua ederlerdi.Hergün televizyon haberlerinde kardeş kardeşi nasıl öldürdüğünün haberleri veriliyordu.
O günkü aklımızla kim durduracak bu kardeş cinayetlerini diye kendi kendimize soruyorduk.
Bir gün televizyona çıkan Kenan Evren"Ordu yönetimie el koydu" diye konuşmaya başladığında ölümler artık olmayacak diye ne çok sevinmiştik.Ardı ardına gelen gencecik insanların idam edilişi ülkeyi başka bir kaosa nasıl soktuğunu daha sonra ögrenecektik.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!