Bıraktım ardımda yaşananları
Geride bıraktım tüm zamanları
Af edip gittim ben hep olanları
Kaybettim kendimi beni ararım.
Bir su sızıntısının başında buldum onu.Bir Ardıç kuşu getirmişti buraya.O kadar büyümüş,o kadar serpilmiş ki,her gelişimde yeni süprizler yapıyor bana.Ne güzel yeşilsin sen bozkırın güzel kızı.
Yine seninleyim ardıç ağacı,Bir kuş yuva yapmış dalına,gölgene sığınmışım,bu gün çok duygusalım kusura bakma.İğne yapraklı ardıç ağacım,sürekli yeşil kal bana.
Her kulun bir yaratılış amacı ve her kulun bir imtihan vardır bu dünyada.
Ama her kulun da mutlu yaşama hakkını hiç kimse elinden almamalıdır.Hile ile,yalan ile,zorba ile insanlara eziyet eden ve kulların hakkını yiyen günahkârlara karşı uyanık olmalı
İnsanoğlu.
Uyanıklığın ve kendi yaşama hakkını korumanın tek çaresi akılını iyi kullanmaktır.
Hava oldukça sıcaktı. Hâlbuki ki bir kış gününü yaşıyorduk güya. Cebinden mendilini çıkarttı. Yüzünden aşağı süzülen terlerini birer birer sildi.
Ellerini nereye koyacağını bilmez bir halde dönüp duruyordu yerinde. Konuşmalarının çoğunu kendisi bile anlamaz bir şekilde bir şeyler mırıldanıyordu.
Bazen yaşıyormuş gibi soluk alıp veriyordu. Bazen gözlerinde bin bir hüzünü gezdiriyordu. Gidip geliyordu ara sıra. Gözlerinde çaresizliğin bütün ezilmişliği adeta dans ediyordu.
Nasıl bir güzellik vermiş yaradan
Sen değil"sende sen"güzelsin yarim
Şimdi süzülerek geçtin buradan
Kimlerin gönlüne düşersin yarim.
Bir bakış atıpta bir baksan bana
En garibime gideni, kişilerin
Herşeyi kabullenmiş gibi yaşamaya
Çalışması,birde herşeyin farkında olup, hiç bir şey yokmuş gibi davranmasıdır. En ilginçi ise,
Kuralları hep kendilerine yontmaları ve hatalı dahi olsalar mutlaka haklı çıkmaya çalışmasıdır.
Birlikte köy evine giden dik yokuşa doğru oğlum ve beni evine davet eden köylüyle birlikte tırmanmaya başladık.Eve doğru yaklaşınca keskin bir hayvan gübresi içimize işledi.Evin önüne geldiğimizde bizi koca boynozlu inekler,sağa sola koşturan köpekler,gıdaklayan tavuklar ve durmadan ötüşen horozlar karşıladı.
Evin merdivenlerine doğru çıkmaya başladığımızda evin altında sürekli meleşen keçiler ve gıdaklayan tavukların bizleri şaşkın gözlerle takip ettiğini gördük.Evin merdivenlerinin kenarlarına yığılmıs gübre torbaları ve oraya buraya atılmış ayakkabılar sanki bize bakıyordu.
Ayağımızda ayakkabılarla evin içinden balkona doğru yol aldık.Her köşede birer sedir ve her sedirde yıllardır temizlik yüzü görmediği halinden belli olan minderler vardı.Yerlere serili
Olan ve temiz olup olmamasının hiç önem taşımadığı kilimler ve kesilmiş halı parçaları çok rahat bir şekilde varlıklarını idame ettiriyorlardı.
Yine evlerdeyiz.Bir ayı geçtin süredir ne olacağımızı bilmez bir halde evlerdeyiz.Bütün ümidimiz bu talihsiz ve korkunç virüsün bizi teğet geçmesi.Bu nasıl olacak?
Şu anda umudumuz evde kalıp kimseyle temas etmezsek ve ellerimizi yıkar,maskemizi takarsak,izole edersek kendimizi tünelin ucunu görürüz diye umuyoruz.
Ya hayat,ya psikolojimiz ne oluyor?Hangi dramları yaşıyoruz.Buna da katlanmak zorundayız,neden mi?Sonunda bu hastalık yanılgısına mazhar olmayız diye umuyoruz.
Aslında evde durmak,dinlenmek gibi geliyor ilk başlarda,daha sonraları amaçsız birer penguen gibi sağa sola yalpalamaya başlıyoruz.Kitap mı okunmalı,okuduk.Fılim mi seyredilmeli,seyrettik.Sohbet mi edilmeli,ettik.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!