UZAKTAN-YAKINDAN AMA EĞİTİM
Uzaktan eğitim,eğitim hayatımızın bir gerçeği olarak hayatımızdaki yerini aldı.
Artık öğretmenler ve öğrenciler bu öğretim metodunu kanıksamış görünüyor.
Eksi ve artılarını göz önüne aldığımızda karşımıza çıkan duruma bir bakalım.
Öncelikle uzaktan eğitim,ögretmenin yerini tutamamakta ve yüz yüze eğitim kadar etkili olamamaktadır.Bunun en önemli eksikliği ülkemizdeki internet ağının yetersiz olması ve
Suskun bir zamana
Kilitledim kendimi
Küskün değilim kuşlara...
Yaramazlık yapıyor kediler.
Uzaklaşıyor sanki her gün herkes birbiriyle. Nasıl değişiyor insan, şekli, şemal'i ve fikriyle.
Nedir bu kadar bizi birbirimizden ırak kılan? Nedir bizi birbirimizden bıktıran?
Halbuki öz'ü değişmez ki insan olarak kimsenin. Halbuki hiç faydası olmaz ki birbirini hiç görmeden gitmenin.
Kendini üstün görüp, es geçiyorsan dünkü dostlarını, bil ki kısıtlıyorsun kendi kendinin o geniş alanını. Yok,diyorsan ortak olmasınlar kimse hiç bir şeyime, öyleyse sen yaşarsın tek başına kendi kendine.
Uykudan uyandırıp ta her gece, beni
Yaz diyen dizelerim,yüreğimin en derin yerlerinden çıkı çıkı veren en yoğun söz öbeklerim,ne olur, ne olur beni rahat bırakın.
Uykusuz gözlerimle,her sabah beni karşılayan yeni gün, ne olur bana ilham kaynağı olmayın.
Ben bu yüreği,aklı mı başımdan alsın diye taşımadım, ben bu sevginin destanını yıllar yılı hep yazdım. Zorlama beni aklını sevdiğim, ilhan perim, ben yazmadan edemem, yazmazsam kendime zarar veririm.
Yağmalamakta şehri ışık hüzmeleri
En özünden yokluğa oynuyor insan
Hayattan kopmuş herşey,
Yalan o sevmeleri...
Yemyeşil doğanın ortasından akıyordu Göksu nehri. Erik ağaçları, şeftaliler yumruk yumruk dallardan sarkıyor, rengârenk tüyleriyle çeşit çeşit kuşlar, ağaçlarda ötüyordu. Yeni yeni aklı ermeğe başlamıştı küçük Ali’nin. Bu güzellikler içinde Ali büyüyordu.
Evlerinin bir köşesinde tahtadan bir karyola ve etrafı parmaklıkla çevrilmiş bir şekilde çocuk odasının bir yanında duruyordu. Orta yatıyordu küçük Ali, Anası Ali’nin düşmesinden korkuyordu.
Ablası vardı küçük Alinin, hem ablası hem can yoldaşıydı. Oyunlar oynatırdı ablası onu değirmene götürür, balıkları gösterir, ona değirmeni anlatırdı,Ablası Güldane.
Göksu yun ortasında küçük bir adacık vardı. Bu adacık da kadir emminin tavukları bulunurdu kadar çoktu ki tavuklar, küçük ali ve ablası onları bir türlü sayamazdı. Kadir emmi, ev sahibileriydi Ali’ler in. Tombuluna alırdı Ali'yi ta Ada’ya kadar suların içinden götürürdü. Ne meraklanırdı ama ablası Ali için, dikkat edin diyerek devamlı bağırırdı. Şefre abla elinden tutardı Ali'nin eğerdi dallarını eriklerin, Ali küçük elleri ile erikleri koparırdı.
Kuşlar konuyordu pencereme ürküyor ve korkuyorlardı.Duruşlarından belliydi kuşların, yüzleri telaşlı,içlerinde binlerce korku vardı.Güven olmaz diyorlardı insanlara, sahi güven olmazmıy dı? Sanırım kuşlar bizden korkuyorlardı.
Sonra baktılar pencereye,biraz su birazda yem koymuştum.Yemlendiler,içtiler sularını kuşlarımız,beklentileri oldu.
Yavaş yavaş her gün bir şeylerimizi kaybederken, mutluluk oyunları oynamaya hazırız.Vefasızlıkları sol yanımıza, gerçekleşmeyen hayallerimizi sağ yanımıza alıp ha bire biz hayata devam müziğini çalmaya çalışırız.
Hani haksızlıkların karşısında dik duracaktık, hani herşeye rağmen ölümüne yaşayacaktık! Doğru hepimiz çok şeyleri kaybede kaybede, ümitlerimizi yitire yitire geleceğe artık bakamayız.
Bir türlü anlamış değilim. İnsan insanın merhemi
Derlerdi ya, günümüzde insan,başka insanların dert yumağı halini almış.
Gün yeniden doğduğunda tepelerin ardından
Yarın başka olacak umudun olsun çocuk
Yine çiçek açacak elvan elvan yurdundan
Yarın yüzler gülecek umudun olsun çocuk




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!