Göklerde uçamayız
Kanadımız yok!
Bizlere hiç kanat takılmadı ki
Hala ısırgan otları bitiyor
Ruhlarımızda
Bizlere hiç nadas yapılmadı ki
Dönüyor gökte can'ım,
Durmaz kanatlı hisler.
Nerde benim dermanım
Kandili yaktı sisler.
Bilir misiniz? Herkesin içinde bir çocuk yaşar.Bu çocuk hiç kirlenmez,bozulmaz, halâ saf ve tertemizdir.Bu çocuk bizlerin bozulmayan en güzel yanıdır.Ne zaman içimize kapansak ne zaman zorda kalsak hep ona koşar ve onunla rahatlarız.
Kaşları çatık hiç gülmeyen birini görürseniz
Sakın önyargıda bulunmayınız Onun içindeki çocuğa ulaşırsanız nasıl bir kişi olduğunu anlarsınız.
Toplumda yüklendigimiz roller,sorunlar bizleri çatık kaşlı yapar.Hiç kimse böyle olmak istemez.O yüzden bu kişilere herkes farklı anlam yüklerler.Aman ha içimizdeki çocuğa sahip çıkalım.Bizleri adam eden güç içimizdeki çocuğun bozulmadan yaşamasıdır.
Artık iç sesimle hiç kavga etmiyoruz. Biz şimdi onunla çok iyi arkadaş olduk..Hiç bana kızmıyor,bağırmıyor,biliyor musunuz? O beni herkesten iyi biliyor ve çok iyi anlıyor.
Üzülsem hemen bahanesi hazır,beni rahatlatıyor.Hep benimle o ilgileniyor.Bilmiyorum!Tanıyor mu yoksa beni? Yoksa seviyor mu? Hiç te alışkın değilim şımartılmaya!
İç sesim,hiç kimse böyle benimle ilgilenmemişti.Hiç kimse beni böyle sevmemişti. Seni seviyorum, Sana çok teşekkür ederim.Seni bundan sonra hiç üzmeye ceğim, iç sesim.
İHSAN
Metalik bir ses duydu önce.Kulak kabarttı İhsan. İri yarı bir adamdı,hiç bir şeyden korkmayan.Saat üç'üydü gecenin. Metalik ses artıyor, acı acı bir köpek havluyordu.Bir uğultu kapladı her yanı,şıp şıp şıp bir ses adamın beynine doluyordu.İhsan yatakta terliyor, o koskoca adam, ihsan efendi tir tir titriyor evet evet ihsan efendi korkuyordu.
Bir sağ bir sola döndü yatağında.Ah bir sabah olsaydı diye düşündü.Uykusu kaçmış,aklı karışmış,dışarıdan ha bire beynine yeni bir korku sesi ha bire geliyordu.
Araba sesleri,horoz seslerine karıştı birazdan.
Sanırım sabah olmuş,ihsan efendi kurulmuştu.Dışarıya baktı ihsan,güneş hafiften doğmuştu.Yağmur yağmıştı dışarıya o şıp şıp damlayandı.Kuvvetli bir rüzgar,evin çinkosunu vura vura kaldırmış,metalik bir ses çıkarmıştı.Uğultu rüzgârdandı.Köpekler zaten geceleri hep havlar,horozlar sabahları öterdi.Iş güç vardı araba sesleri ondandı.Aslında korku seslerini işiten ve onlara anlam katan o koskoca adam, ihsandı.
İçimin bir yarısında bir yangın yeri alevlenir her vakit. Ha bitti, ha bitecek dediğim bir zaman, yüzünde gülümseme, bir yerlerden yanıma çıka gelirsin.
Gözlerin mi deli eden beni yoksa tatlı dilin mi?
Belli ki beni kuşatan, seni ben de ben eden, belki de bende kaynayan bu bende hiç bitmeyen hislerim.
Şu hayatın baharı,
İki zambak açımı.
Yaprağın dökümüne,
Ulaşır bir sonbahar.
Ben yalnız ben değilim
Bende çok kişiler vardı
Her biri çekti gittiler benden
Her birinin bir izi kaldı.
Bir sigara izmaritiyim
Yere atılan.
Kaçıncı çiğnenişim
Üstümden geçen ayakların.
Askerde çavuşların nöbet tuttuğu günlere, kolluğun ve kıllığın günü derlermiş.
İşte o Gün, öyle günlerden bir günüymüş, Hasan çavuşun. Tek tek kouşları geziyormuş. Öylesine titizmiş ki sormayın. Bütün askerler uykudaymış. Ama bir kouşun ışığı yanıyor, içeride kâğıt oynuyorlarmış. İçeri girmiş Hasan çavuş; Tok bir sesle "Kaldırın kâğıtlar burası peygamber ocağı “diye gürlemiş. Ama kimse aldırmamış. Çok kızmış Hasan çavuş. Bir hışımla çıkmış gitmiş kouştan. Sanki ben size biliyorum der gibi hali varmış. Doğruca nöbetçi amire arz etmiş bu durumu. Doldurmuşlar askerleri çipe, olay yerine varmışlar. Komutan içeriye girince, üçü ayağa kalkmış askerin, bir kenara çekilmişler. Ani bir durum yapmış Asker’in bir tanesi, Cebinden bir jilet çıkarmış, doğrayıvermiş, kolunu kanadının her yanını. Her taraf kan, revana dönmüş. Komutan sakin bir halde Çemremiş kollarını ve yermisin, yemez misin diye jiletçiyi iyice dövmüş. Üstü başı kan içindeymiş jiletçi Er’in. Komutana da bulaşmış onun kırmızı kanları, komutanın üstü başı betermiş. Alıp götürmüşler jiletçi Er’i kodese ve bir daha görünmemiş.
Bir zaman sonra ranzada yatarken Hasan çavuş, sağına bir dönmüş ki, yanındaki ranzada jiletçi yatıyormuş. Çok şaşırmış Hasan çavuş. Jiletçi elinde bir jilet tutuyor, Hasan çavuşa ters ters bakıyormuş. Çok korkmuş Hasan çavuş, iyice başına kadar çekmiş battaniyeyi Amacı, Jilet atarsa jiletçi, hiç olmasa yüzüne gelmesini önlemekmiş. Tehdit etmeye başlamış jiletçi, Hasan çavuşu. Uykusu tamamen kaçmış Hasan çavuşun. Hafifçe değdirmiş, jiletini battaniyeye jiletçi. Hasan Çavuş çaresizce, yalnızca bekliyormuş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!