Dolu dizgin gittiğin yollarda,
Söğüt ağaçları kalmamış.
Yerinde yeller eser olmuş
O güzelim beldenin.
Yüreğimin en temiz yerinden öp.
Saçlarımın en dağınık yerlerinde
Gezinsin ellerin.
Bana sımsıkı sarıl,
Sana ihtiyacım var.
Sen uzak diyarların sıcak güneşi
Her bakışında eritiyorsun beni
Ne zaman üşüsem,
seni aklıma getiriyorum.
Senin bakışınla kavrulmak,
Bir köy pınarından su içerken
Bir resimde görmüştüm bir yerlerde
Kendini salmış bir halin vardı.
Geziyordu hüzünler yüzünde,
İçli içli sitemlerin ağlıyordu.
Saçındaki toka
Elindeki gül,
Fırlattığın bakış
Her şey sana yakışıyor.
Dilindeki sözcük
Bütün efamlarım özgür,
Frenini bozdum sinir sisteminin.
Artık olur olmaz şeylere kızmayacağım
Seni sevdiğimide söylemem korkma,
Çünkü ben koptum yaşamaktan
Artık hayat beni yaşıyor...
En güzel yerinden bakabilsen hayata
Boş ver diyebilsen bütün olmazlara
Eksik etmesen yüzünden gülücüğü
O zaman görürsün sen özgürlüğü.
Sokaklarında Sivasın,
Çocuklar oynar.
Onlar bana bakar,
Ben onlara…
Bilmeden uzaklarda olduğumu
Hem bakarlar hem oynarlar.
Hava soğuk,
Buz gibi içiyorum
Yudum yudum uykusuzluğu
İliklerime kadar işlenmişsin.
Adana'nın kara sıcağında pamuk ırgatlığı yaptığımız yıllardı. Daha on beşinde bıyığı terlememiş bir çocuktum.
Babamı kaybetmiş, ölümün ne demek olduğunu henüz öğrenmiştim. Ama yoksulluğun ne demek olduğunun halâ farkında değildim anlaşılan.
Yedikardeş, bir annem, bir anda bütün zor şekli ile fakirliği tanıdık. Annem evin reisi olmuş, bildiği tek iş olan pamuk toplamaya ailecek bizleri de götürüyordu. Beyaz altını toplamak için henüz güneş doğmadan traktörlerin römorklarına komşularla birlikte,
Çocukların bağrışmalarıyla doluşurduk.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!