Bulutların aklığı ağlıyor utancından,
Şanı büyük olanlar kaybetmez ki şan'ından
Korkusuz yürekliler birlikte cenk ediyor
Yemin etmişler hepsi yetiştik bekle diyor.
Korkmuyorum artık
Yalnızlıktan.
Korkmuyorum,
Söylemekten duyguları.
Biliyorum gelmeyeceğini,
İstemeden gidenlerin.
Kimi görsem
Gitme diyesim var.
Herkes bana hayrandı
Ben sana hayrandım
Kaçırırdım gözlerimi
Gözlerinden
Aşık olmaktan korkardım.
Fırtınalar eserken korku şehirlerimde
İşgal altında kalmış sığınacak limanlarım
Avazım çıktığı kadar bağırıyorum duyanım yok
Kendi kendimi gömüyorum ellerimle...
Çarşının içindeki koca çınarın altına oturmuştu. Önünde eski bir boya sandığı vardı. Ara sıra elindeki boya fırçasıyla sandığı tıkırtatıyor"parlasın abiler “diye bağırıyordu. Her gelen geçenin ayakkabısını dikkatle bakıyor, elinden gelse bütün ayakkabıları boyamak istiyordu.
Yeni liseye yazılmıştı. Dikkatle bakıldığında Sol gözünün kör olduğunu görmek mümkündü. Babasının vefatı bütün evin yükünü Üzerine bindirmişti.
Her okul dönüşü çınar ağacının altında soluğunu alır, yarım ekmek içine koyduğu zeytinleri iştahla yer, işine devam ederdi. Bir gün çınarın dibine lüks bir araba durdu. İçinden gayet bakımlı bir adam ve kendi yaşlarında bir çocuk indi. Ramoya doğru yöneldi. Ramo, görebildiği kadar sağ gözünü kısarak dikkatlice baktı. Bu sınıf arkadaşı eminden başkası değildi. Ramonun durumuna şaşırmış, hayret dolu gözlerle ona bakıyordu. Yanına yaklaştı “Ne işin var Ramo, burada dedi. Okula da gelmez oldun ”Ramo, başını eğdi. Bir arabaya bir Emine baktı. Sadece yutkundu. Eminin babası gördü konuşurken. “Emin, dedi. Körle topalla konuşma. Ne işin var senin bunlarla “diyerek söylendi. Fakirliğin ve körlüğün gözüne gözüne sokuluşu kör Ramonun yüreğini lime lime etmişti. Emin babasına dönerek “Sınıf arkadaşım baba" deyince babasının ağzı köpürdü ve bağırmaya başladı. “Senin arkadaşın mı, olmaz böyle şey “diye gürledi. Ne demek, Fakirle arkadaş olmak, emde körle!
Bir anda her yanı buz kesti. Emin, ama baba diyecek oldu. Yutkundu kaldı. Babası, okula diyeceğim nasıl alırlar böylesini o güzelim okula. Biliyorum ben yapacağı diyerek cebinden çıkardığı iki onluğu Ramonun üzerine fırlattı. Oğluna dönerek, bitti artık bitti, konuşmayacaksın bunlarla diyerek, oğlunu alıp lüks arabasıyla hızla Ramodan uzaklaştı.
Konuştum dilimde tüy bitti artık
Doğruyu söyleyip köyden kovuldum
Kurudur ekmeğim kalmadı katık
İçinde kaldığım yerden kovuldum
KÜÇÜK EMEL'İN RÜYASI
Bir bahar sabahıydı.O masmavi küçücük gözlerini yumuşturarak,
Bir kelebeğin peşinde sapsarı saçlarını rüzgarlara bırakarak koşturup duruyordu küçük Emel.
Çiçeklere konmuş olan arılar vızıldıldaşıyor,bütün ihtişamı ile kuşlar çikirdeşiyor,çok yakınlarda bir derenin ninni gibi gelen suyunun hışırtısı ortama ayrı bir renk
Katıyordu.
Bazı insanların hatta bazı toplulukların duygu,tepki ve iletişimlerini küfürle yaptıkları yadsınsmaz bir gerçektir.Bu gerçekliğin altında
Yatan realite her zaman kişilerin merakını uyandırmaktadır.
Bu durum bence kişilerin veya toplulukların kültür seviyeleri ile ilgili bir tepkimedir.Çünkü
Kişi içinde var olan birikimleri ile iletişim kurar.Eğer yeterli bilgi birikimi veya söyleyecek bir sözü yoksa bu durumda kendisini toplum içinde veya karşısındaki kişinin yanında kendini farklı kılmak veya küfürle kendini kanıtlamak,üstünlük kurmak veya korkurtmak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!