Sarı sıcak yaz günüydü, muhtarlık seçiminde Ali çavuş aday olmuş,Kendi için oy pusulası bastırmış,afişler astırmıştı.Konu- komşu herkese oy pusulası dağıtıyor,onlardan destek arıyordu.
Elindeki bir tomar oy pusulasını eşine
Uzattı Ali çavuş--'"Avrat dedi,birde sen gez mahalleyi al da dağıt şu pusulayı".
Uzun bir vedaya hazırlanırken mevsim,
Çiçek ekimleri son değil
Yeniden açmak mümkün.
Yeniden yağmur yağar
Kızıl alevli bir akşam,
Suç üstü yakalandık şiir'le
Deruni sözlerin içinde
Soluksuz boğuşurken.
Bir çok şeye müptelasın.Lakin hergün birer birer birşeylerin eksiliyor.Gözlerin bir daha görmesem diye intizarda,yüreğin her kayıbın
Arkasından hüzünlü.
Maddeleşen sevgi gösterileri içini açıtırken,gerçekleri yaşamanın dayanılmaz ağırlığını hissediyorsun.
Her kelimenin kurşun gibi ta yüreğinden vurmak istediğini anlıyor,her davranışın sonunun nasıl acıtacağını biliyorsun.
Kırpık, soluk soluğa kalmış bir halde evlerinin kapısının önünde durdu. Kapının zilini bilmem kaç defa çaldı ama kapı sanki taş duvar olmuş, bir türlü açılmıyordu. Kapının eşiğine çaresizce çöktü. Kapının açılacağından ümidini tamamen keserek, susup beklemeye koyuldu.
Babası İş’teydi kırpığın. Annesi öleli üç yılı geçkin bir süre olmuştu. Babası yeniden evlenmiş ve üç yıldır kırpık, babasından habersiz evlerinde cehennem azabını yaşıyordu.
Ağzından gelen kanları sağ kolu ile sırtındaki gömleğine sildi. Elinin tersiyle gözlerinden akan yaşları kurulamaya çalıştı ama içindeki yangını söndürmesi bir türlü mümkün olmuyordu.
Yine dayak yemişti kırpık, mahallenin çocukları bir güzel dövmüşlerdi. Belki de arkasından gelirler diye koşa koşa evin yolunu bulmuştu ama evin kapısı bir türlü açılmak bilmiyordu.
Eve girse ne olacak tı ki. Üvey annesi yine dövecek ama hiç olmasa bir parça ekmek yiyebilecekti saçlarını nasıl makasla doğramıştı da babasına ‘’bu Oğlun deli, bak saçını ne yapmış’ ’diyerek dayak attırmamışıydı? Sonra da adını kırpık diyerek çağırmış, mahallede lakabı kırpık kalmıştı.
Sürekli bir kısır döngü.Hep aynı köprüden geçiş,hep aynı mekanlar ve sabahlar, akşam mecburiyetlerimiz.
Her gün değişen başka başka ruh hallerimiz.Bunalımlarımız,can sıkıntıları.
Ne zaman bir sevinç koysak önümüze,hüzün kapıya dikilir.Bir öksüz çocuk ağlar,bir kaldırım
Kenarında acıklı bir keman sesi doluşur kulağımıza
Alıp götürürmüsün beni başka diyara,
Kanatsız kuş olup uçsam seninle...
Leylaya mecnuna selam vererek
Uçur beni artık aşk kervanına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!