Suları çekilse denizin, ışığı sönse güneşin, gecesi olmasa dünyanın bir kaybı olmayacak belki; ama o gün biz olmayacağız.
Lakin güneş yine doğacak. Geceler yine inecek yeryüzüne. Dalgalar yine kıyılara vuracak. Tatlı telaşlar yaşanacak, yaramaz çocuk sesleri yine göğe yükselecek. Hayat, öyle ya da böyle, akıp gidecek.
Türkiyede üniversiteler ağzına kadar öğrenci dolu.Çoğu öğrenciler binbir ümitle başladığı üniversiteyi işsiz bireyler olarak bitiriyor.
Üniversiteler birer bilim ve kültür yuvası ama Türkiye de mecburen iş bulmada kolaylık makamları haline gelmiş.Nedeni'de Türkiyedeki işsizlik sorunu ve ekonomik problemler.Dolayısıyla Türkiedeki her birey üniversiteleri birer kurtuluş yerleri olarak görüyor.
Bunun sonuçu olarak cok kalabalık öğrenci sınıfları ve kalitenin düşmesi sorunları yaşanıyor.Ama en kötüsüde üniversite bitince
Nefes nefese soludu genç adam.Bir köşede terini silerek durdu.Nasılda acımıştı ama boncuk köpeğin ısırdıgı sol baldırı.
Son debiği vurmasaydım,diye vicdan yaptı genç adam.Belki de boncuk köpek beni ısırmazdı.Diye tamamladı iç sesini.
Nefesi kokmuştu aclıktan boncuk köpeğin, çok hırpalanmıştı.Ama yine de bir duvar dibine sessizce sinmişti.
"Ne alemi vardı şimdi gelip debik vurmanın,ne alemi vardı şimdi,zor durumda olan Boncuk adlı köpeğe ısırılmanın"diye düşündü
İlk kez inmişti şehir’e selim. Âdeta büyülenmişti. Koca koca binalar, arabaların korna sesleri, kalabalıklar kalabalıklar... O kadar çoktu ki... Yer yerinden oynuyor, Adana sanki durmadan çoğalıyordu.
Sindi selim, caminin bir köşesine sessizce. Merak bir yandan, korku bir yandan selimi sarmalıyordu. Bu koca kent kendini yutacak diye selim gerçekten çok korkuyordu.
Biraz yürüdü. Bir kalabalık gördü selim. Bu adamlar ne yapıyordu? Bir seyyar masa koymuşlardı yere. Adam sürekli bağrıyor"Bul karayı al parayı “diye diye, kendini yırtıyordu. Yanaştı iyice selim, bir baktı, bir daha baktı. Bu ne kolay bir oyundu. Gösteriyor du kâğıtları, yere ters yüz koyuyor ve soruyordu. Hangi kâğıtta kara, bul senin olsun iki misli koyduğun para!
Selim güldü. Ne var bunda ya. Bunlar bir şey bilmiyor, bu şehirlilere göstermeliyim dedi. Koyayım parayı, alayım şunların paralarını diye düşündü selim. Herkes hemen karayı buluyor, parayı alıyordu. Selim heyecanla
Ben bir sevdayım baştanbaşa,
Kahırları çoktan geçtim.
Ellerimde çok çiçek
Çok kişinin varlığına şahit bu gözler
Çok kişi çekip gitti gözler önünde
Yatıyorlar şimdi serin selviler altında
Bizi bekliyor burdaki boş yerler
Bu gün bir çocuğa
Günaydın dedim.
Başını okşadım
Bir köpeğin.
Her an depremi nefesinde hissederek yaşamak ne kötü değil mi?Bir bilinmezlik sendromu bizimkisi.Ne zaman,nerede,nasıl olacak? hikayesinin belkide birer ayak sesidir bu,yaşadığımız deprem korkusu.
Ayakta kalmaya uğraşırken,pandemi,deprem,
Ekonomik zorluklar derken,Ama yine de hayata tutunmak için mücadele etmek de bir başka güzel bence.
Mülkün sahibinin tasarrufuna yapabilecek hiç bir şey yok.Ama insan bütün zorluklara karşı yaşamak istiyorsa tabi ki yapabileceği çok şey var.Mesela;Tedbir almaktır birincisi.Ders çıkartmaktır olup bitenden.Ama öncesi var bunun o da özellikle alınan derslerde samimi olmak ve uygulamaya katmaktır alınan dersleri.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!