Çarşının içindeki koca çınarın altına oturmuştu. Önünde eski bir boya sandığı vardı. Ara sıra elindeki boya fırçasıyla sandığı tıkırtatıyor"parlasın abiler “diye bağırıyordu. Her gelen geçenin ayakkabısını dikkatle bakıyor, elinden gelse bütün ayakkabıları boyamak istiyordu.
Yeni liseye yazılmıştı. Dikkatle bakıldığında Sol gözünün kör olduğunu görmek mümkündü. Babasının vefatı bütün evin yükünü Üzerine bindirmişti.
Her okul dönüşü çınar ağacının altında soluğunu alır, yarım ekmek içine koyduğu zeytinleri iştahla yer, işine devam ederdi. Bir gün çınarın dibine lüks bir araba durdu. İçinden gayet bakımlı bir adam ve kendi yaşlarında bir çocuk indi. Ramoya doğru yöneldi. Ramo, görebildiği kadar sağ gözünü kısarak dikkatlice baktı. Bu sınıf arkadaşı eminden başkası değildi. Ramonun durumuna şaşırmış, hayret dolu gözlerle ona bakıyordu. Yanına yaklaştı “Ne işin var Ramo, burada dedi. Okula da gelmez oldun ”Ramo, başını eğdi. Bir arabaya bir Emine baktı. Sadece yutkundu. Eminin babası gördü konuşurken. “Emin, dedi. Körle topalla konuşma. Ne işin var senin bunlarla “diyerek söylendi. Fakirliğin ve körlüğün gözüne gözüne sokuluşu kör Ramonun yüreğini lime lime etmişti. Emin babasına dönerek “Sınıf arkadaşım baba" deyince babasının ağzı köpürdü ve bağırmaya başladı. “Senin arkadaşın mı, olmaz böyle şey “diye gürledi. Ne demek, Fakirle arkadaş olmak, emde körle!
Bir anda her yanı buz kesti. Emin, ama baba diyecek oldu. Yutkundu kaldı. Babası, okula diyeceğim nasıl alırlar böylesini o güzelim okula. Biliyorum ben yapacağı diyerek cebinden çıkardığı iki onluğu Ramonun üzerine fırlattı. Oğluna dönerek, bitti artık bitti, konuşmayacaksın bunlarla diyerek, oğlunu alıp lüks arabasıyla hızla Ramodan uzaklaştı.
Konuştum dilimde tüy bitti artık
Doğruyu söyleyip köyden kovuldum
Kurudur ekmeğim kalmadı katık
İçinde kaldığım yerden kovuldum
Kaç bahar geçti üzerinden sayılmayan
Peşinde koştu çocuklar filimlerin
Ağlamak bu kadar kolaymıydı?
Gülmeyi bana hiç sormayın.
Yine gönüllere sis düştü leyla
Sevgiyi kurşunlar öldüremedi
Baharı yaşarken kış düştü leyla
Alevi yürekler söndüremedi
Mahallemize uğradım geçenlerde bir gün.Geçmişi yad ettik arkadaşlarla...
Gençliğimizi burnumuzda tüttürdük.Birlikte büyüdüğümüz arkadaşlarımızı gördük.Hem sevindik hem üzüldük bizden yana.
Sevindik , çünkü geçmişi yad ettik akranlarımızla.Üzüldük çünkü,yaşlanmıştık ve artık son demlerine gelmiştik hayatın.Çoğu arkadaşlarda zaten haber vermeden çekip gitmişlerdi.
Gidenlerin ardından seni hiç unutmayacağız
Dökülüyor suratından sıvaları
Kahramanı eski masalların.
Hep sana dönüyoruz zamanla
Soluyor rengimiz,üşüyoruz
Bolca verilen öğütlerin,
Hangi birinde sen varsın ?
Taktığın o maskelerin
Gerçek olan hangisi?
Zaman soluk mavi
Gök kırmızı aşk
yürek uçarı çocuk
Güzel,kalp hırsızı
Asılı kalmışken göğe bakışlarım
İstemem maviden başka rengi
Ey yeşil sanadır alkışlarım
Ben başka bahar bilemem ki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!