Bizim dostluğumuz dedi, öyle bir ah çekti ki "Sanırsınız karşıdaki dağlar yıkılacaktı."
Tarayın saçlarınızı,
Türküler
Asılı kalsın dudaklarınızda.
En neşeli ıslıkları
Sanıyorsunki bu sonsuzluk bu evren,
Doyurur beni...
Karnı tokta olsa gözü aç olurmuş,
Şu insan denilen canın
Doymazsın...
Oyunlar oynanıyor, Davullar çalıyordu. Girmek için gerdeğe damat hazırlanıyordu.
Nihayet üç gün süren görkemli düğün bitiyor, yeni çiftler nihayet mürüvvete eriyordu.
Sağdıç Bekir sürekli kadirin peşindeydi. Ona bir şeyler demek en güzel dileğiydi.
Damat Kadir’in gözünden yorgunluk akıyordu, anlamsız bir şekilde Bekir’e bakıyordu. Bekir ise gerdeği ona anlatıyordu.
"Öncelikle nafile namazı kılacaksın. Gelinin duvağını usulca açacaksın ve geline bir güzel takılar takacaksın. Sonra mı, dedi Bekir, muzipçe gülümsedi ötesini bilemem onu sen bileceksin.
Dün bizim diyar-ı mekana gittim
Pamuk dede olmuş delikanlısı
Söylesene gençlik ne yana gittin
Bir şiir bir resim bir de anısı
Varlığın gür sesinde,
Ümit bir özlem.
Adsız bir durağıdır
Bekleyişimin.
Seni mutlu görünce kahka ve gülüşünle
"Hep yeniden"diyorum çocuksu sevinçimle
Yıllarca emek verip büyüttüğüm hislerim,
Beynime kazıdığım suskun sevdiğim dinle
Göğe baksam gözlerin yere baksam ki tenin
İÇİNDE DEĞİLSİN HİÇ BİR ŞEYİN
İçinde değilsin hiç bir şeyin
Dokunamadığın.
Dokunabilirsin kulaklara
Melodisiyle sesinin
Bir şeyler var yüreğimin içinde,
Dolanırda sevdiceğim dolanır.
,Kime baksam hepsi senin biçimde
Başım döner gözüm önü bulanır.
Adımlarını,evin kapısından içeriye attı genç adam.Bütün işini,gücünü güya evin dışında bırakacaktı.Telefonu çaldı genç adamın.Arayan patronuydu.
Sen mi geldin selim,demeye kalmadı eşinin.
Gerisin geriye dönüp gitti adam.Havada asılı kaldı çocukların baba diye seslenişleri.
Eşinin selim diye yükselen sesleri şrank diye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!