Adnan Deniz Şiirleri - Şair Adnan Deniz

Adnan Deniz

Yağmur yağar damla damla
Kokun dolar bu odama
Sende ne var bilmem ama
Bir şey seni bana çeker

Bazen saçın savunursun

Devamını Oku
Adnan Deniz


Korkunç bir sessizlik kapladı ortalığı. Kesik kesik hıçkırıkların, feryad-ı figan ağlamaların yerini aşırı bir kaygılanma hali almıştı. Öyle ya evin en küçük Murtosu, küçük kardeşleri kaybolmuştu. Ortaokul birde okuyordu henüz. Karnesini alıp gelecekti murto, bak gece oldu, hâla gelmedi. Ne olmuş tu? Bilinmezliğinin en kötü halindeydi herkes. Senaryolar yazılıyordu içten içe en kötüsünden. Ya kaçtıysa? Ya astıysa kendini? Ya araba çarptıysa? ya kaçırıldıysa? Evin içinde yeniden ağlamalar yükseliyor, herkes kendi senaryosuna ağlıyor, içten içten.
Çaresiz ve bitkindi bedir, gidip yattı küçük kızı evin, Saatler üç ‘ünü gösteriyordu gecenin.
İhtimaller gözden geçirildi birer birer acaba
Bu çocuk nereye gider?
Kara kara düşünüldü, dağlana kadar gecenin karanlığı. Karakollar yoklandı birer birer. Kolaçan edildi bütün hastaneler. Yoktu işte, küçük murto yoktu. Yapacağını biliyordu ona abisi. Bulunsaydı bir şey yapacağı yoktu. Ah bir bulunsaydı?

Devamını Oku
Adnan Deniz

Bir kadınım olmalı,
Nisan yağmuru gibi
Gözleri serin.
Siyah yeşil farketmez,
Ağladığımda ağlayıp
Güldüğümde gülmeli.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Bir kış günüydü. Kara kış alabildiğince insanların üzerine çullanmıştı. Kuş konmaz kervan geçmez bir muhitti burası. Alabildiğine yağan kar boydan boya evleri tutsak etmiş, içinde yaşayan ahali bir nebze maviliğe hasret hasret, küçücük damlarının altında çaresizce beklemeye koyulmuştu.
Her elektik kesilişinde başköşeye konulan fitilli lamba hafif ten bir is salarak yanma eylemini devam ettiriyordu. Evin yanı başındaki ahırda bulunan hayvanlar uzun uzun meleyerek veya böğürerek açlıklarını dile getiriyorlardı. Kasketinin önünü arkaya çevirmiş bir şekilde oturan Bekir emmi, bu içinden çıkılmaz olay karşısında çaresizce oturmaktan başka bir şey yapamıyordu.
Evin içinde sekiz baş horanta yiyecek ister, oynamak ister, en azından bir huzme nefes alabilecek hava isterdi. Kendinden vaz geçmişti Bekir emmi. Lakin Şu hayvanların ve çocukların bağrışları olmasa iyiydi.
On yıldan beri giydiği abisinin askerden getirmiş olduğu kalın pardösüyü sırtına geçirerek kapıya doğru yöneldi. Amacı birkaç parça hayvanların önüne ot atmaktı. Dışarıya çıkışıyla içeri kaçması bir oldu. Çünkü dışarda aşırı bir tipi, karla birlikte bütün çevreyi dövüyordu.
Geçen sonbahardan yaptıkları hazırlıklar içerisinden seçerek bir tarhana çorbası pişirmişti Asiye kadın. Koca bir sofrayı yere sererek seğene dökülen çorbayı on kişilik horanta kaşıklamaya başladı. Karnı doyan çocuklar birer birer en erken saatlerde yataklarına çekildiler.
Asiye kadın bütün bulaşıkları teker teker yıkamaya başladı. Bekir emmi elinde tesbihi mabushane koridorlarında holta atar gibi bir o yana bir bir bu yana yürümeye başladı.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Bir zamanlar bir ülkede bir köpekler köyü varmış,köpeklerin hepsi orada mutlu mutlu yaşarlarmış.

Bir zaman gelmiş, köpekler bu köye hiç
Sığamamış. Çünkü durmadan çoğalmışlar.Her çoğalma yeni bir sorun yaratmış. Köpekler, herşeylerini alarak mecburen bu köyü terk etmişler.

Devamını Oku
Adnan Deniz




Zehir zemberek
Kelimelerin içinden
Bir güzel cümle kur.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Her şey telaş içinde
Kıpır kıpır caddeler,
Işığı sönmüş evler
Havada yağmur kokusu

Devamını Oku
Adnan Deniz



Bir gün,
Bir tren gececek
Evinizin önünden.
Birer birer sayacaksın,

Devamını Oku
Adnan Deniz

Yaşantı gibidir şiir.
Ne zaman,nerede?
Onun geleceği
Hiç belli değil.

Darmadağın oturuşun

Devamını Oku
Adnan Deniz



Bakışın mı güzel,
Susuşunmu yoksa?
Yazdığım herşeyde
Şiirleşen kadın,

Devamını Oku