Bu gün aşure günü kalbim!
Asırların geçtiği lâkin zulmün hala aynı dirençle, belki de daha da vahşetle, bizi dehşete düşürürcesine arttığı, azgın bir çağın başka bir yâd günü...
Çok yoruldum ey kalbimin Hızır'ı!
Ey kalbimin evi!
Keşke sana anlatabilseydim yaşattıkları tüm zalimlikleri.
Ama gelemiyorum.
Yorgunum, beni sinende s/akla diyemiyorum.
Seni sevmemdeki ve unutamayışımdaki sır nedir bilmiyorum.
Bildiğim tek şey kimseyi ama kimseyi senin yerine koyamıyorum.
Gördüğüm sırlı rüyalar, delirtiyor sâkin sinemi.
Ruhum, nurdan kanatlı atlarla her dem daha da yenilenmiş bir sevdayla getirip de eşiğine bırakıyor beni.
Seni korumak için sende uzak durmak zorunda kalmış olmanın ve aynı zamanda gelip sadece sana sığınıp, sende dinlenmek istiyor oluşumun paradoksu arasında eziliyorum.
Peygamberin senin gönlünü avucuma koymuş olduğu ve üveysin bize yoldaş olduğu rüyalar geldikçe aklıma, çağlıyor gönül hanem.
Sen böyle buz gibi ve uzak dururken, nasıl gelirim kapına çekinmeden.
Bu gün aşura ve benim için her yer Kerbela!
Yezidler ve kan emiciler cirit atıyor her tarafta.
Ve ben sadece sana sığınmak istiyorum aslında.
Dilerim bu mübarek günün hatrına gönlün hiç uğramasın zulme ve yasa.
Ey gönlümün Hızır'ı...
Canım, ruhum!
Gönlün zeval görmesin diye her dem dualar gönderiyorum.
Arz'dan Arş'a...
Kayıt Tarihi : 25.06.2026 22:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Sevilenin yine en sevilene, en sevgiliye emanet edilişi...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!