Mezar sessizliğine bürünen bir yalnızlığın kelimeleriyle anlatacağım seni
Kana karışmış bir aşk’la,
Ve aşk’la can bulan bir ölümle..
Seni sana anlatacağım
Sustum..
Sırtına özlem yüklediğim kelimeler artık kifayetsiz..
Maddeye mana,
Ateşe su gereksiz..
Sen,
En uzak şehirlerin,
Çok tanrılı yalnız kadını..
Ellerinle boğduğun denizin,
‘’Paylaşacak hiç bir şey kalmadı artık
Tükettik son kırıntıları
Sanki sevda kıtlığı..’’
Şimdi,
Bir kasırga üstümüze gelen
Tehlikeli madde yazıp boynuma astın yalnızlığımı
Pimi çekilen şiirlerle seslenmeyi öğrettin aşk’a..
Sen sağırdın oysa..
Kör ve dilsiz..
Cesedimi taşıyordun gözlerinde
Ayrılığın darbesiyle kırılan hayallerimin,
iç kanamasına bağlıyordu adli tıp raporları
Oysa intihar ediyordum gözlerinin siyah uçurumlarında..
‘’Beni unutmana asla izin vermeyeceğim’’ diye bakmıştım gözlerine..
O soğuk Ankara gecesinin en ıssız saatinde, geldiğin gibi uğurlamak vardı seni..
Yada birbirini hiç tanımayan iki yabancı gibi yolculuk etmek yan yana koltuklarda..
Hani o son durağa vardığımızda, sadece yan yana oturmuş olmanın verdiği yakınlıkla tebessüm edip, çekip gitmek vardı farklı yollara..
Acısız, sızısız..
Sonsuzdan öteye say kadın..
Paslı çivilerle çakıldığım şu andan çokça ileriye..
Arkandan getirebileceğin kadar dünler biriktir
kalbe yakın mesafelerine..
susmak en büyük cezaysa bile,
Aşk’ın kutsal çığlığıdır gözlerimdeki susuş..
Sana içlenmektir aşk..
Sana hiçleniştir..
**
Sana öldük her savaş meydanında
Çok ötelerden sesleneceğim sana
Kalbinin kıyametinden
ve
Aşk’ın onurunu aştığım menzilinden
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!