İzmarit kokusunda ellerin
Yaşlı ve hikayesiz..
Çöl kızılı bir hüzün gözlerinde..
Nereye konsa bakışların kasıp kavurur o vakit..
O vakit,
Her kalabalık tekil bir yalnızlık olur içimizde..
Kavruk tenli fahişelerin
ten gezdirdiği toprağımdaki dölünün lekesiyle,
Piç bıraktığın çocuklar ağlıyor
kirli suratlarıyla içimde..
Arasam bulurdum seni.. Biliyorum..
Ama hatırladıkça unuttuklarını,
Koynuma alıp yalnızlığımı sevişiyorum,
Bendeki gitmişliğine inat..
Uzun aşkın kısasıydık..
Sana hüzünler büyütürdüm
Anneliğinde göz yaşlarımın.
Eylül sancılarıyla doğsa da acı,
Tutunurduk dirisine ölmüşlüğümüzün..
Yağmur yağardı içimize
Sen, çok geç kaldın bana
Tanrı günah yazar mı bilmem ama,
Ben çoktan vurdum,
içimde gebe kalmış özlemlerimi
Hayli geçti zaman..
Yaşamayı bilseydim
Sevmezdim seni
Şimdi bir sürü bahanem var üşümek için.
Kıştı öldüğümde.
Seni sevmek,
Üzerime örttüğüm toprak niyetine..
Hatırlıyorum!
Ocak 15 ti geldiğinde..
Ben gitmek üzereydim..
‘’Madem gidiyorsun, önce kendini terk et’’ demiştin..
Sanıyor musun ki unutacaksın?
Unutulacak aşka mıydı bizimkisi?
Aramayacak mı gözlerin başka gözlerde
Olmayacak mı keşkelerin?
Mevsimler gelip geçse de
Aklımın odaları ki, dar..
Her oda da bir mezar..
Yapayalnızsın demiştin..benim gibi..
İntihardı seni sevmek..
Tutunacak dalı olmayan uçurumlardan,
aşağı yuvarlanmak gibi bir şeydi yaşadığım..
Göğsümde saplı duran zehirli bir ok gibi taşırdım seni
Çıkarsam da çıkarmasam da bilirdim öleceğimi..
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!