susma !
bir küfür gibi susma yüzüme
susma !
günahı olan susar
susma !
hatası olan susar
susma !
bir küfür gibi susma yüzüme
günahı olan susar
hatası olan susar
susma !
bir küfür gibi susma yüzüme
Var hâlâ !
Şuram da tam da şuram da
Sağımın yanın da kaburgalarımın altında
sonra bir bakmışım
o bakışım da sana denk düşmüş
hiç ummadığım anda sevda denilen söz,
gözlerimden sen diye yeşermiş,
dal olmuş,
içimde gövdeye tutuşmuş
sahi söylesene,
hangi bahardan düştün böyle;
içimdeki mevsimlerden sınır dışı edilmiş yere,
gökten iner gibi zenbilden düşer gibi,
hangi arada düşü verdin onulmadık yerde yüzüme.
içim hep koyu kırmızı bundan sonra,
sahi söylesene,
hangi bahardan düştün böyle;
gökten iner gibi zenbilden düşer gibi.
düşü verdin onulmadık yerde yüzüme.
içim hep koyu kırmızı bundan sonra,
ve mavilerimi turuncuya çoktan peşkeş çektim..
Susarak kırdın beni
Susarak incittin
Susarak tuzla buz ettim beni
Susarak mahvettin...
Susarak kırdın beni
bazen
seni seven yanlarımı vurmak istiyorum
çoğu zaman
ama her zaman
beni merakta bırakan yanlarını öldürmek istiyorum
kızgınlık desem değil
sen sustugun için,
canımı dört ata bağlayıp,
dört yöne salar gibi inkarını istiyor zaman..
suskunlugun anlamadığı
atıp atıp kustugu
sadece dillendirdiği
sen gülünce
benim karnım doyuyor
ellerim ısınıyor.
dünya susuyor.
biraz da olsa dinleniyorum
uyuyorum




-
Nazan Gül
Tüm YorumlarDuygulu ve akıcı şiirlerinizi beğenerek okudum. Başarılarının devamını dilerim