Unuturum sanma geçen zamanla
Gelecek olsa da muamma
Seven gönül hasret çeker anla
Gözüm sensin özüm sensin ayrılık
Tuzsuz yemek tat vermez ki dilime
Alsam vursam sazın teline
Gece çökse yıldız düzer üstüme
Gözüm sensin özüm sensin ayrılık
Duman olmuş tüter kalbin ocağı
Durmaz hasret yoktur uğrak durağı
Yollarına kokun sinmiş Borçka’nın
Özüm sensin gözüm sensin ayrılık
Dalgalara söyler dilim ismini
Hasretinle çektim bütün resmini
Baktım döktüm gözden kanlı yaşımı
Özüm sensin gözüm sensin ayrılık
Bir başkadır dağda ağaç kokusu
Düştü yüreğe ayrılık türküsü
Hasretler de özlem eker kış günü
Özüm sensin gözüm sensin ayrılık
Zennehar Yılmaz
14.04.2012
Uykularla savaştayım kapanmıyor göz kapaklarım
Hayaller perdeli seçilmiyor isli camlar ardında.
Toprak bedenim sarmalamaz mı
İçimi acıtan sancılı keder doğum hanesinden kurtulamadım
Her zaman olduğu gibi düşler perdesi yine aralanmıyor..
Düşlerimi mi son buluyor yoksa ben mi ölüyorum..
Sayıklar gibiyim yine geçmiş zamanı örümcek ağlarının
Sarmaladığı eski kırık dökük aşk sinemasının
Ön sırasında oturmuş düşlerimin galasındayım
Her yanım isli puslu gözlerimin perdesi kapanır gibi
Bekleyişteyim hala
Eski resimlerin afişleri hala bom boş şehrin sokaklarında
Soluk ve bir o kadar buruk ve küskün bakışlarla
Gelen birini gözler aniden kendimi
Bir pınar başında ellerimle su damlalarıyla ıslanışımı görüyorum..
Bir ayna gibi yansıtıyor tüm geçmiş günleri gözlerime…..
Aç koynunu sar beni
Saramazsan yine de
Diz kurşuna vur beni
Yaksan da yıksan da
Kırsan da bir vursan da
Şardım olsun severim
Ya bacadan al içeri
Ya kapı pencereden
Sevdayı yemek sanmış
Kaynatır tencerede.
Yaksan da yıksan da
Kırsan da bir vursan da
Şardım olsun severim
Kalbine mühür vursan da
Ben yol bulur girerim
Ne yeminler ederim
Yaksan da yıksan da
Kırsan da bir vursan da
Şardım olsun severim
Canımda hayat bulan sevgilisin
Sen hep düşünü kurduğum
Hayal olarak kalacak sandığım
Canımda hayat bulan sevgilisin
Gözümü açınca kaybolan
Umutsuzluk içinde güneş
Merhaba derken yeniden doğan
Beni ben yapan sevgilisin
Seninle ışıldamaya başladım
Nefes aldı solan sevgim
Adeta yeniden doğdum
Hayat bulduran sevgilisin
Ürküp kaçmıyor ay yıldız
Karanlıklar değmiyor üstüme
Boğmuyor yalnızlıklar
Sessizliğime ses sevgilisin
Konduramadığım busemdin
Heyecanını yeniden alan
Tadını dudağımda bırakan
Umuduma yelken sevgilisin
Üzüntü sarkık penceremde
Düştü düşecek korkularında
Tebessümü içime aniden koydun
Yüzümü güldüren sevgilisin
Kopuk sevdalardan kop ta gel
Yüreğimde rehin kalacaksın
Varlığın olup sorgusuz kalacağım
Asi bakmayacak gözlerim sende
Kayıpları yaşarsa bedenin
Gel uğruna serpilsin vasıfların
Ancak bende bulacaksın benliğini
Katı olmayacak sözlerim sende
Yumuk kalacak açılmayacak gözlerim
Öpücük seslerinde uyanışlarım olacak
Derinliğine inecek ruhumda aşkın
Örülü kalmayacak duvarlar sende
Haykırışlar olacak gittiğin yerde
Yankılar olacak ıssız odalarında
Pişmanlık olmayacak bendeki yerinde
Umudum sende sendeki bedende
Acılar ilmik sarılı boynumda umudu yok yarına
Ha boğdu boğacak bitişlerden kurtuluşu yok
Kahırlanmaktan acizim kayıbım yitiğim yoksunum
Ebediyeti arıyor matemin karanlığı habersizce
Kumsallar arıyorum suyu çekik denizlerde
Mümkün değil kurtulmak boğazımdaki acı ilmikten
Aşk sevda umut hayatın aldatmasındaki teferruat
Ebediyeti arıyorum matemin karanlığında
Rengârenk kelebekler arıyorum soluk bahar dallarıma konduracak
İstemsiz gözyaşlarına boğuluyorum kopuyor filmi hayatın
Bayat lokma geçemiyor boğazımdan zehir oluyor tazesi yine
Ebediyet arıyorum yine karanlık diyarları gözlüyorum
Kumpaslar kuruyorum küfredesi aşklara şu âlemde
Kudurur gibi ruhum bedenden yayı çekilmiş ok misali
Geçmiş zamanların pişmanlıklarını bile özler gibiyim
Soluğum adım, adım kesilirken seni arıyorum sanki
Yine ayyukta nefesim tükendi derken savaş veriyor bedenimle
Kazanması güç belki ama ruhum bedenime tutuklu
Galibi olmayacak bu savaşın bitiminde yok olacak bedeninde ruhum
Koş nefesim ebediyete koş ardında olanlardan beş adım öteye koş…
Gözlerinde hayal kurdum
Uyanmadan yaşayamam
Sensiz hayat zindan olur
Sen olmadan yaşayamam
İbreti ol sen sevdanın
Dersini alsın yananlar
Kalbimde yatar hislerin
Sen olmadan yaşayamam
Gözüm hayalin içinde
Seni kurdum yaşamadım
Ölümsüzdü rüyalarım
Kuramazsam yaşayamam
Gün görmemiş güller solar
Seveni ayrılık yakar
Gömülmüyor sevdalılar
Sen olmadan yaşayamam
Bir hayalle kâbuslarım
Ayrılıktır ruhun şeytanı
Yaşanmıyor sen olmadan
Solar gülüm yaşayamam
Gelmez sandım ağladım
Kara türbanlar bağladım
Geçti deyip gençlik çağım
Sensiz inan yaşayamam
Örneği yok hayalimin
Seni içim de yaşadım
Korktum kayıp olur diye
Seni ruhumda sakladım
Gülü sevdim hep dalında
Koparıp da soldurmadım
İçime kokunu çektim
Orda sevdim hep kokladım
Gelmez sandım içimdesin
Düğümledim yaban elleri
Ruhumda sevmişim seni
Sensiz ölür yaşayamam
Dün akşam canım sıkıldı birden
Kendimi sahildeki çay bahçesinde buldum
Tek başım bir masada oturuyorken
Sessizce kulağıma yan masalardaki muhabbetler takılıyordu
Tam karşımda yaşlı amcayla teyze oturuyordu
Solumda bir anne ve iki evladı
Sağımda iki okul arkadaşı vardı
Arkamda oturan iki sevgili vardı
Gözlemliyordum farkında olmadan yaşlı amca teyzeye
Bu yıl gelemeyeceğini anlatıyor çocuklarının
Teyzemin gözleri doluyordu ağlamak istiyor ama sakınıyor gözyaşlarını
Hüzünlü bakışlarla
Solumda duran anneyse çocuklarının isteklerine yetişmeye çalışıyordu
Ne kadar uğraşsa da ikna etmek güçtü bitmiyordu istekleri
Eşinin çabasını yorgun düşüşünü paranın kısıtlı olduğunu anlattıkça
İstekleri artıyor çocukların bir an sustu ve derinliklere daldı…
Sağında duranlara takıldı bir an gözlerim okuldan bıkmış gelecek için planlamalar başlıyordu
İçleri içlerine sığmıyordu heyecan peşindeydiler birazda Munzurluk vardı tabi
Sonra arkamdaki sevgililer değdi gözüme
Tozpembe hayalleri kalmadığını tartışıyorlardı
Sanki gülmek için değil ağlamak ağlatmak için bir çaba var gibi
Yekten yere sitemler fuzuli kıskançlıklar
Vay ona neden baktın buna niye güzel dedin
Bir an içimden geçen şuydu ne kadarda bomboş yaşanıyor sevgiler
Güçlendirmek yerinde güçsüz kılınıyor
Bir dal çiçek yetmez olmuş sevgiye
Hâlbuki anlamını ne anlamak mümkün tam anlamıyla
Ne anlatabilmek barındırdığı değeri
Çocuklar büyüdüklerindeki pişmanlıkları görmekten aciz
Yaşlı teyze mekânını bırakmak istemiyor yaban elde ölümü karşılamaktan korkuyor
Amcaysa evladına içten içe buruklu masum bir öfke duyuyordu
Belliydi gözlerindeki bakışın derinliğinde
Bunu görmek ya da hissetmek o kadar güç değildi bakabilmek yetiyordu
Ömrünün boşa geçme korkusu vardı o gençlerin düşüncelerinde
Ama farkında değildiler ki orda oturdukları anda bile boşa geçiyordu
Anne bir an düşünüp kendi küçüklüğüne dönüp çocuklarının yaşına inip
Ne kadar haksızlık yaptığını anımsıyordu annesine
Ve sessiz kalıp çocuklarının başını okşuyordu
Sevgililerse aynı didişmeye devam ediyorlardı ki hesabı isteyip kalkıp sarılarak uzaklaştılar
Bir bakmışım ki ben vaktin geçtiğini sanıp saatime baktım ki o kadar hayatı 15 dakika da yaşamışım..
Şükredip halime eve geldim ilk olarak annemin sesini duymak için onu aradım
Sonra köydeki arkadaşlarımı bulup onlardan ayrı geçirdiğimiz zamanı paylaşıp
Sonra çocuklarımın saçlarını koklayıp sımsıkı sarıldım..
Ve neyi anladım biliyor musun? Hayat. Zaman geçmiyormuş, zamanı boşa tüketiyormuşum…
Kadrini bilmeyenin geçen zamanın
Kaybolmuş umuda açan baharım.
Kahırdan kırıktır kolu kanadı.
Bu diyardan savur kumun ile
Sersefil kaldığı kıyıda kayalar
Yontulur darbesiyle alır yaralar
Dalgası haindir denizler ağladığında
Bumerang gibidir sarılan yaralar…
Kaldı mı sevinçten ki haykıranlar.
Kurulan hayaller uçurtmalarda,
İpini koparır korkusu ölümüm olur.
Yelkenler delirir Dalga hançeri
Saplanır darbesi alır demimi…
Yanıktır yüreğim arzu halimi
Anlar mı anlatsam yağmur boranlar…
Yüreğim bulanık bu aralar
Nedense günler buruk
İçimi aydınlatan bir ışık bulamadım
Neden bu sessizlik
Niçin hala yüzler asık
Umutlar kayıp aramaktan yorulmuş kullar
Mutlu olmak için bir yetimin başını okşamak
Yaşlı bir teyzenin elini öpmek yeter
Biz nasıl kullarız bu kadar mı bencilleşti yüreklerimiz
Ne kadar umutsuzluk ışığı sönse de
Ben neden kalbimdeki ışığı yansıtamıyorum
Mücadele etmek bu kadar zor olmasa gerek
Gülenle yürekten gülmeyi ağlayanın gözyaşını silmeyi
Sokaklarda kimsesiz çocuklar bulmayı öğrenemedim mi
Sözlerim düğümlü bu satırlarda
Kalbimin karanlığını aydınlatmak ruhumu umutla aydınlatmak
Önce beni benden arındırıp sonra arınmışlığımda seni kabul edeceğim
Yarını unutmuş dostların yarına perdesi olmak
Nemli topraklar gibi meyvesini bol vermeye
Yüzüm güleç sözüm özünde gözüm gözünde matemleri aralayacağım
Sitemleri kaldırıp sevince kucak açıp bugünü de gülümseyişle kapatacağım...




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...