Kalmasın içinde yara
Bir el ver gel dünyama
Küsmesin kalbin gülsün daima
Bahara bir fidan ekelim bugün
Cana değer sevda çekince
Yanar yüreğim yar gidince
Bir vefa borcudur sancıyı çekerim
Beş adım odam birde sigaram
Masamda sönmüş bir mum
Duvarımda yanmaya korkar
Asılıdır gaz lambam
Kapı gıcırtısına heyecan duyarım
O gelecek diye gece gün gözüm kapıda
Yüreğim telaşta gözlerim yaşta,
Gelmeyeceğini bile, bile bekler durum
Herkesi sevdim ama sana olan aşk bambaşka
Herkese âşık oldum ama sana yangınım bambaşka
Bu yürek bin sever ama aşkı bir başka
Yüreğim hükümlü beynim tutuklu kalmış
Her yağmurda ıslandım ama senin yağmurun başka
Bütün sellere kapıldım ancak senin selin bambaşka
Yağmurum gel seline kat götür bambaşka diyarlara
Yüreğim hükümlü beynim tutuklu kalmış
Hapsolmuşum derin sevdama yüreğimdeki sana
Kopsam da bu diyardan sevsem de her aşkta
Senin yerin bu yürekte her zaman bambaşka
Yüreğim hükümlü beynim tutuklu kalmış
Dur demeyeceğim gidişlere gelene hoş geldin demek yok
Farkım olmalı her şeyden herkesten tek olmak mümkün olmaz ama nadiren olmalıyım
Serseriliği yadırgarım uçarılık sadece saçlarımda toplanmalı
Ayyaşlık gözlerimin uyku hapsinde, yüreğimde olmamalı
Savurganlık avuçlarımdaki kum taneleri olmalı toz olmalı
Emekler terk edişler olmamalı emek açılmak olmalı bahar dalında gül gibi yaprak gibi
Kıymetsiz olmalıyım kendime bencillik sözlerimdeki dengime
Hissiyatım gelecek kaçınılmaz saklanılmaz yalnız ölüme
Bölünüşüm yürekten olmamalı ekmeğim olmalı kuş yavrularına
Kış olmalı dallarım beyaza bürünmeli buz tutmalı tenim donmalı dayanmayı bilmeli
Sorgusuz konuşmalı yargısız ithamsız sevdalanmalı yüreğim
Korukluk olmalı sürdüğüm hayallerimi otaracak çobanım olmalı
Yaramazlık olmalı çocukça yavru ceylan gibi ürkeklik olmalı korkusuz olmamalı
Kabullendiğim kaybedişe ağlamamalı gözlerim solmamalı soldurmamalı tebessümlü bakışımı
Ruhumu aramamalıyım gidenle kaybedip bulmak için feryat olmamalı
Zorlu sevdalara sıyrılmalıyım sarılmalıyım farklılığıma
İçime sindirdiğim yalnızlığı bölüm, bölüm taran etmeliyim dağıtmalıyım yokluğu
Tahammülsüzlüğüm isyanlarında kalmamalıyım boğmalıyım nefesimi
Hıçkırıklara dağılmalara halkalar olmalı dolanan sevdaları mahkûm edecek kelepçeler
Bir ben olmalıyım inatla bütünleşip ruhuma tamamlanışım sen olmalısın bütünlüğü sağlayan…
Zennehar Yılmaz
10.02.2012 19:58:49
Susuz derelerin suyu ben olayım
Sevdasız yüreğinin sevdası ben olayım
Gözünde kaşın değil yürekte aşkın olayım
Sevecek yüreğim toprak olana kadar
Ölüm sonrası bilinmez belki ahrete kadar
Cehennem cennet derken yeniden gelirim
Seninle sevdalım yalan dönen dünyaya
Susuz derenin değil sevgisiz yüreğine dolayım
Göğsünde kalbin değil imanın ben olayım
Dünya yansın derdine sen gel benim evime
Bir düğün edeceğim dünyanın düşecek diline
Mutluluk sereceğim ayakaltında kilime
Sakladım yüreğimi hak eden sevdalıya
Bugün ölürüm belki sağ çıkamam yarına
Hesap sormayacağım sevdalı yüreğime
Pişmanlık olmayacak yüreğin sevince
Donuk kaldığım ansızlıklardan faydasızlık öğrendim
Aşksız kaldığım yalnızlıklardan yalancı yârim demeyi öğrendim
Her seferinde yine yenidenler aslında yenilgilerimin yenisiydi
Uflaya puflaya yürekteki ateşe sön derken alevleri yükseltmişim
Soluk kaldığım nergis misali susuz denize daldığım vakit canlanırım
Bilemezdim yakıcı olabileceğini tuzlu suyun asidinin aşkın sızması olduğunu
Narçiçeğine benzer al yanaklarımın yaylaların isinde dumanında
Solar ateşim de yarensiz kış gülüm yanar sızlaya, sızlaya
Telaffuz edecek hece bulamazken yüreğimdeki alfabe sayısını ikiye katladım
Olmadı olmuyor denizi doldurmaya benzer aşkı silmek inkâr etmek
Densizlik belki de benim hissiyatını inkâr edişim çokluğu yokluk sayışım
Sever aşkın girdabında döner dur duraksız iner ölüm yoklaya, yoklaya
Mürekkebi donarken soğukluğunda kış akşamlarımda kalemim
Kâğıdım uçmak istercesine katlanıp çocukken yaptığımız uçaklara benzer
Buruşturup attıklarıma inat özlemle çöp kovasına doğru yol alır özlemce
Bir gün inatlaştıklarımla yüzleşeceğimi bile, bile keçiliğim tutuyor reddini sunuyorum aşk mahkemesinin…
Zennehar Yılmaz
07.03.2012 15:40:07
Dalda kuruyan yaprak, dilde solan cümlem
Demsiz çayım şekersiz susuz kaynar çaydanlığım
Yüreğimin özlemsi haykırışında buz tutması
Kasım ayının gizli esintisi şubatın ayazında donarcasına
Kalıplaşmış cümlelerden ayrılmak imkânsızlaşıyor
Birden aniden dürtüler başlar çelimsizce belirsiz
Kapkara bulutlarda yol arıyorken
Düşler sokağında seni bulmuşum
Umuda yelkeni açıp salarken
Bereket toprağıma seni sürmüşüm
Uçuşta kanadı kuşun kartalın
Martılar denize dalıp çıkıyor
Ekmeğim lokmadan tadı almadan
Solmuş gönlümde gonca açıyor
Yer yok mu bir diyar arayışıma
Saklımı kentimin kaldırım taşı var
Basamak basamaklı adımlarım var
Her basamakta boşluk yerine düşüyor birden
İçerim zehrimi mezesiz yanlarda
Çatlak bir bardak sunar meyhaneci
İçkisiz sarhoşluk veren gönlüme
Sevgisiz yaşama sebepsiz isyanlarım var
Ölümse dudağın değmez bardağıma
Bur yudum alayım içtiğin yanından
Bereket toplasın yüreğim aşk toprağında
Bu yürek sonsuzdur aşk girdabında
Çam sakızı dalında
Eriyip damlayacak
Yoruldu çok gözlerim
Biraz artık yumacak
Çam balını arılar
Kapalı yine perdeler aydınlanmıyor
Sessiz uğultular haykırıyor gecelerimde
Yine yıkıntılar çökmüş sensiz yüreğime
Feryatlar isyanlar faydasız haykıramıyorum
Oysa neler düşlemiştim gözlerimi kapayıp
Şimdi gözlerim bile bana inat edercesine,
Kapanmıyor gözlerim düşlere…
Feryatlar isyanlar faydasız haykıramıyorum
Artık takatsiz kaldım sensiz kaldım,
Sensizliğe merhaba kaldı geride
Enkazın kaldı yüreğimde gel toparla
Nefretin kaldı sevgi kırıntıları altında
Feryatlar isyanlar faydasız artık haykıramıyorum
Git demiyorum sana çünkü sen kendin çek git
Unut demiyorum sana silip at gönlünden
Küfretmiyorum sen hakkını aldın zaten
Savaşımı barışla değil kanınla buladın
Kopmuyorum inatla hayattan sırf sana inat
Küsmüyorum aynadaki üzgün yüzüme son kez
İtam etmiyorum yüreğimi pişmanlığında
Çünkü sen savaşımı barışla değil kanınla suladın
Tanrıya yalvarışım seni bana döndürsün diye sanma
Tek yalvarışım toprağımdan gölgeni sürümesi için
Ben seni bölmüyorum anılara rüyalara hak etmiyorsun
Çünkü sen yüreğimi aşkınla değil ayrılık zehrine buladın
Hatalar ararken kendimde yine seni görmedim suçlu
Kavururken yüreğimi suç ve ceza yemininde
Sen sadece güler olmuştun özümdeki yaşa aldanışa
Seni kovmuyorum artık kendin çekip gideceksin benden
Sildim yüreğimden ömrümden kıtanı yok saydım bana ait olanı
Vasıfsız kaldı yüreğimi yakan kanatan sevdiğimi sandığım
Kurmalı oyuncak olmuştun yüreğimde zamanın dolunca durmuş gibi
Seni kırıp parçalıyorum sözlerimle yinede git demiyorum kendin çek git…




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...