Arıyorum senle açan sabahları
Şekersiz içtiğin çayına tat katmayı
Gözümde silinmeyen bir özlem
Arıyor simanı duvarlarda gözlerim
Kulaklarım sesini işitir duraksamalarda
Yanına sokulup elini tutmak vardı ya şimdi
Hani parkta oturup sen çay ısmarlar ben kahve
Yudumlarken çekiştirdiğimiz sitemlerimiz vardı ya
Hastalandığımda koşup geldiğin gün
Şifalı ellerinle bana çorba kaynatıp içirdiğin zamanlar
Çocuklara tuzsuz makarna aşkım benim
Benim telaşımdan tuzu bile unutmuş koymayı makarnaya
Seni seninle yaşamakta güzel seni seninle özlemekte
Haykırışlarımız vardı Çoruh kenarında akıntılara bıraktığımız
Her güne bir özlem dayadığımız susuzken suları akıttığımız
İnfilak olmaktayken soluk olmayı öğrendik beraber
Ne korkular çektim habersiz kalıp telefon açılmayınca
Yüzlerce kez çaldırıp dayınlara bile haber verdiğim
Neredeyse polis çağıracaktım o günkü korkumu unutmadım
Senin soluk alışında ben yaşıyorum sanki seni öylesi seviyorum
Pikniğe gittiğimiz an vardı ya resimler çekinmiştik hatıra kalacaktı
Çeken resimleri vermedi demek ki onunda özlemi vardı bizim gibi dostluğa
Doğum günümü ilk kutlayanda sendin canisi o gün ki mutluluğumu unutamam
Bir hırka almıştın bana gülkurusu eşimde kazak almıştı kızmıştım ona
Senin aldığını çıkarmadım giydiğim için eşim çok kıskanmıştı
Bizim hediyemizin değeri olmuyor deyip senin elinin değdiği her şey anlam
Senin sözünün değdiği söz mana kazanıyor can ötesi sevgili
İçinde dolan sancısına aldırmadan tebessümünü kaybetmeyen teksin cansın
Kapılarda gözlenen bir dost yüreğime yer edip bende hayat bulan
Senin gibi bir kulu doğurup can bulun bedeninde
Şükrüm yaratana sana can verene senin canını bedende yeşertene
Seni doğuran o bedene dualarım razılığım iyi ki varsın yegâne tek yüreklim
Sanki tüm iyilikler bir bedende toplanmışçasına
Tüm insanlara uzandı elin gözlerinde sözlerinde birikimlerin
Senin hayranlığında benim özlemim hasretim kelimelerim eksik yetersiz
Seni anlatamıyor sözlerim gözlerimin içine bak kalbimde gör ışığını bide nem…YEGANE TEK DOSTUMA
Gözlerimde sevda yangını
Yüreğimde cehennem soğuğu
Görmez kör olmuş gözlerim
İçimde sevdanın son demi
Kapkara odalarda kalakalmışım
Bir volkan olup oluk oluk akmışım
Akar geçer yakar geçer bu sevda can seçer
Bu sevda uğrunda nice can geçer
Yüce dağ başının eksilmez karı dumanı
Sensiz dünyadan geldi göçme zamanı
Kalbime bağladı nasır kıranı
Sevda değil ölüm aldı bu canı
Helaldir sevdam katma dert bu cana
Sevda sarayında nice sultana
Yakıp geçme haram katma bu cana
Ömür törpüsüdür canına yandığım
Yüreksiz bir sevdaya zifir olup taptığım
Boşa geçen sonsuz zamana yandığım
Sevda değil ölüm aldı bu canımı
Belkiler, le yol alıyor adımlarım
Ayakkabım da ki çamurlar bile,
Koptuğu yere geri dönemiyor
Yeni mekânlar ediniyor kendine
Tıpkı sendeki seninle ben gibi
Şimdiki düşler heyecan vermiyor
Eskiden yatağıma uzanıp uzanmaz,
Gözlerimi kapatıp düşlere dalardım
Düş kuracağım için heyecanlanırdım
Sabırsızdım nerden başlasam diye,
İçimdeki sesle yarışırdım türlü, türlü
Sana varmanın yollarını arardım
Bin bir düşünce büyük heyecanlarla
Şimdiyse düş kurmak hayal oldu
Gözlerim kapanmıyor düşlere
Yastığıma yorganıma sarılamıyorum
Sımsıkı hayata ne hayallere sığınamıyorum
Gözlerimi kapamaya korkar oldum artık
Hayallerin kandırmadan başka bir şey olmadığını
Anladım artık farkına vardım yalanın
Yapacaklarını anlatma yap göster çünkü
Her adım bir silah her söz bir kurşun gibi
Saplanıp kalıyor YÜREKTE…
Karadeniz üstüne uçar beyaz martılar
Kavuşturmayı bizi kader felek paçılar
Köyümüz kara dere memleketim Rize
Çayıma şeker katıp karıştırıp ezeceğim
Olmaz böyle yar sevmek ölüp de gideceğim
Sevmeyen gönülleri bulup sevdireceğim
Kapıl masun yüreğin sevdalı gemisine
Yelkeni yapar seni savurur gemisinde
Gideceğim bu sene Rizeliye kalesine
Yapacağım ızgara kal bumun ateşiyle
Kadermiş böyle yanmak sevdaya kanmak
Açmamış goncaları parçalayıp dağıtmak
Koymuşum yüreğimi hedefteki tahtaya
Vuracak beni vuran gelmeye cem dünyaya
Aşarım deniz dere varamam gönüllere
Sevmeyen yüreklere esir oldum bir kere
Adım, adım yaklaş öyle sessiz öyle ıssız
Issızlığın sesinde nefes alışların canlansın
Varlıklar sus pus olup kalpten heyecanlansın
Öyle bir adımla gel ki sonsuzluğa atılan ilk adım olsun
Soluk, soluk yanaş ıslık gibi olsun ney sesi gibi olsun
Ruhuma işlesin içim titresin tüm varlığım seni özlesin
Bana öyle gel ki benim adımlarım sana koşarak ersin
Adımın sonsuz olsun ilk olsun son olsun sonsuzluk bizim olsun
Sağ elin kalbinin üzerinde sol elin parmaklarıma değsin
İçimin titreyişinde kâinat ıssızlığa bürünsün seyrimize dalsın
Gel yakalım korkmadan aşk ateşini el, ele tutarak göz kapayarak atlayalım üzerinden
Aşk ateşinin üzerinden atacağımız adım sonsuzluk olsun
Yanılgısı yok bu yaşanılmışın ya da yaşanması gerekenin
Korkusuzluğun gölgesi sarmalar her gece koruyup kollar
Sanılmaz ayrılık olur sanılmaz sessizlik olur ya da gözyaşı
Yemin gerekmez atılacak adım seninle olacak sonsuzluğa ilk
Kabartılı nehirleri geçmek gibi metrelerce dalga altından geçmek gibi
Belki korkarsın nefes alamamaktan kaybolmaktan
Ruhunun haykırışını kabul etmez ne deniz ne nehir
Tut elimden nefesin aşk çeksin içine sonsuzluğa giden işte adım
Zennehar Yılmaz
Pas tutmuş isli kalbimin duvarları
Gölgesizliğe mahkûmum bedenimde kayıbım
Adımlar atamıyorum takipsiz gölgeler görünmez
Güneşsiz ışıksız dünyam kaçıştayım
Gidilecek unuttuklarımı hatırlatacak
Kayıplarımı bulacak izini bırakmadığın
Yer kaldı mı teninin değmediği duvar
Yol kaldı mı ayaklarına tozunu kondurmadığın
Bakmaktan korkuyorum ufuklara
Bakamıyorum körebe oynuyorum
Görmekten korktuğumdan kapıyorum
Gözlerim yaş dökmekten nursuz kaldı
Şimdi bir adım atsam ardıma
Tozun değer diye korkulardayım
Çiçeklere dokunamıyorum kokunu duyarım
Açan her çiçek sanki önce sana dokunur sonra doğaya
Gökteki yıldızları sayan var mı ben gibi
Ben severim gönülden yar oy sen seversin el gibi
Bir damla su istesem versen olur zehir bal gibi
Yakacağım bir ateşe gönlümün dağlarına
Yanarım küle olurum savrulurum rüzgâra
Belki dumanım görürde anlarsın beni anca
Denize taş dökenler yaş döker mi benim gibi
Yürekten seven benim yar sevdi mi el gibi
Kumuna bulanayım denizlerinin taşının
Zehirli yaşın olsun ömrünün olasın ben gibi
Dökmeye dermanım yok gözlerimde yaş kalmaz
Severim ölüm olur açar toprağım kucak
Yaş döker mi benim gibi gözlerin sahte yârim
Denizin çilesi sevdası dalga kayaları çektirir
Benim yüreğim sende bağ içine dert ektiğin
Sözlerin düğüm yine karman çorman ettiğin
Gözyaşım düğüm, düğüm denize bulaşır dolaşırdı
Sevmeyen ben olsaydım yolum cehenneme ulaşırdı
Selam olsun dostlarım
Değmesin nazar size
Ben da atışacağım
Yer açın hemşerinize
Bir güler bir ağlarsın
Ayarlara uymaz sun
Güneşin solsa bile
Yıldızın hep parla sun
Bu ben um Türkîlerim
para etmeyi para
ha böyle paylaşırım
yüreği güzel dostlara
Müşterilerim kayıp
Beleş, e koşar gelir
para deyince millet
bulmaz çıkacak delik
Yürekler dolup taşmaz
geleni dışarıda koymaz
böyle güzel dostlara
türkü atsam kırılmaz
Yavaştan al yavaştan
kesilme sun sesimiz
komşumun kızı hasta
şifa ver sun rabbimiz
Yaş odun tutuşur mu
seven yürek üşür mü
biz böyle Rizeliyiz
Ateşsiz tutuşuruz
Ağlamasın gözlerin
Yazık olur yaşına
Bu böyle gelir geçer
Dert gelmesin başına
Gezersin dağ bayır
Rabbim ver sun hayır
Yürek yaralandı mı
Görmez dere çayır
Dert gelir elek, elek
Çekmeyene ne gerek
Ağlayan gözler sende
Kader yedirdi kelek
Atarım Türkîlerin
Pek tutmaz kafiyeler
Elbet öğreneceğim
Bana öğreten gerek
Sevdi mi yürek demez
Evet misin hayır mı
Kafiyesiz gönlüme
herkes bence bayılır
Yangınların üstünden
Yalın ayak giderim
Yüzümün güzelliğini
Yüreğimle gizler um
Dünya yaşı değil
Ruhun yaşı önemli
Bizimde çekilecek
Vardır elbet bir dizi
Geceler kararmıyor
Güneşe hep bakar um
İçimdeki dertleri
Satır, satır yazar um
Dizileri pek sevmem
Kavga dövüş olmasa
Hayata heyecan katar
Yanan yüreğin varsa
Gurbetler olmasaydı
Memleket sevilmezdi
Özlem dolu gözlerden
Böyle yaş dökülmezdi
Demlenir toprakta ağaç gazeli
Dokunmaz ellerin vardır güzeli
Gönlümün doğacak elbet güneşi
Işığı altında kuruyup gitmem
Yellere karışman hep savrulsam da
Umudum haykırır ses kısılsa da
Gelecek karanlık olup batsa da
Seline kapılıp boğulup gitmem
Ayrılık öngörür tüm savaşları
Kalbime sancaklar her gün dalgalı
Kıpırdamaz olursa sarı saçları
Telini koparsam kuş olup gitmem
Tekliyor yüreğim bitti bitecek
Kabrime bir gün otlar bitecek
Dünyayı Azrail sana mı verecek
Kıyamet kopsa seviyorum demeden gitmem
Dallarım hafifler gazel düşünce
Yüreğimin düşünde sen görününce
Gözlerim sözlerime düşer sevince
Ruhuna bir beden olmadan gitmem…
Efkârlıyım yine coşmuş yüreğim.
Akışına kapılmış gözyaşı selinin.
İçimdeki ürpertilerden kopamıyor.
Ayrılamıyor yalnızlığın koynundan
Düşlerim. Düşlerimde büyüttüğüm
Çocuk gözyaşlarıyla akıtıp döktüğüm
Yıkadım akıttım durdum bu gece
Aklımın bir köşesi mahkûm gönlüme
Diğer yarısı ölüden beter kalbimin
Haykırıyorum soluksuz boşluklara
İsmini duyuramasam da sesim ayyukta,
Boşalıp kopuyor yüreğimden ürpertilerim
Parça sancılar sitemler kovalıyor ömrümü
Düşlerimin ardından kalkan toz bulutlarını.
Varmışım yokmuşum Ürpertilerimden
Çıkarıp atarım savrulur gece matemi
Zennehar Yılmaz
03.01.2010 15:08:35




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...