Her şiir falında çıksa da ayrılıklar,
Yüreğimin elleri;
Her gece, düş sokağının kapısını tıklar.
Bir gece bak gökyüzüne!
Düşünsene!
Seninle denize karşı aynı banka oturup;
Sımsıkı sarılarak,
Aynı kulaklıktan aynı şarkıyı dinliyoruz.
Başın göğsüme yaslı
Saçlarını okşuyorum,
Çeker elini ayağını,
Döker zehrini sarı sayfalara sorgusuz.
Göz pınarlarından yanaklarına,
Kütlesine sığmayan özlemlerini taşırır;
Azar azar azalır, duygulu duygusuz.
Gel!
Sefil düşlerinle gel.
Dol zihnime, dağıt düşüncelerimi.
Eski, yeni bütün dertlerimle gel.
Hiç gülmesin yüzüme yüzün.
Ben sana çoktan alıştım,
Sessiz bir gecede,
Sessiz bir gemi yanaşır,
Usul usul limana
Ve rıhtımda bir adam vedalaşır,
Bir kadınla.
Adam:
Yasaktı sevilmemiz.
Her geceyi ihya eder,
Sabaha kadar tabanları eritirdik.
Her sokağa bir iz bırakır,
Her geceye bir sızı eklerdik.
Yağmur yağarken yoksul sokağımıza,
Gece perdesini çekmiş,
Özlem gözlerimin setlerini devirmiş çoktan.
Ziyan yıllarım çok Düş Güzeli!
Anlar,
Uzun uzadıya anlarca düşünürüm
Düşünmeye değer en güzel şeyi
Takvim yaprakları gibi eksiliyor ömrümüz.
Yaşıyoruz ağır aksak.
Gençlik mi?
Eskidendi o.
Düşlerde olmasa,
“Nasıl? ” tutabilirdim ellerini
Ve her sabah alnından öperek,
“Nasıl? ” uyandırabilirdim seni…
Bilmiyorum düş güzeli!
Bir seni biliyorum,
Farzet,
Seninle bu aşkı yaşamadık biz.
Farzet,
Başın göğsümde kalmadı
Ve ellerim saçlarını okşamadı hiç.
Dudağımda aşk denilen birkaç hece,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!