Yerin altındaki çocuklar

Hikmet Metin Çavdar
462

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Yerin altındaki çocuklar

Seksen madenci
seksen yürek,
seksen alın teri
bir gecenin karanlığına sığdırılmış.

Ne suçları var?

Ekmek istemişler.

Çocuklarının
okul çantasına ekmek,
evlerinin ocağına ateş,
ceplerine
alınlarının akıyla kazanılmış
üç kuruş koymak istemişler.

Patron demiş ki:
“Ödeyeceğim.”

Gün geçmiş,
ay geçmiş,
takvimler sararmış;

ama sözün cebi delikmiş
arkadaş!

Para yukarıda kalmış,
borç aşağıda büyümüş.

Aşağıda kim var?

İşçi var.

Karanlığın içinde
güneş doğuran işçi!

Yerin kaç metre altında
bir insanın ömrü satılır,
kaç metre derinde
bir çocuğun ekmek parası
kömürün siyahına bulanır?

Onlar biliyor.

Çünkü her sabah
güneşe çıkmadan önce
karanlığa inerler.

Asansör aşağı iner,
yürek aşağı iner,
umut aşağı iner...

Ve yukarıda
birileri hesap yapar:

ton başına şu kadar,
işçi başına bu kadar,
kârımıza biraz daha...

Ama o hesapta
işçinin canı yoktur!

O hesapta
işçinin çocuğu yoktur!

O hesapta
akşam eve götürülecek
bir tas çorbanın buharı yoktur.

Seksen madenci
gözaltında!

Üç gün daha
aç, susuz
nezarette tutulacakmış.

Neden?

Çünkü
emeğinin hakkını istemiş.

Demek suç oldu artık
alın terinin hesabını sormak!

Demek suç oldu
“Paramı ver!” demek!

Demek suç oldu
“Ben insanım!” demek!

Hey patron!

Sen hiç indin mi
o kuyunun dibine?

Hiç gördün mü
karanlığın içinde
bir lambanın titreyen ışığında
yorgun bir babanın yüzünü?

Hiç duydun mu
yerin altında
kazmanın taşa vurduğu sesi?

O ses var ya—

çın!

çın!

çın!

O ses yalnızca taş kırmıyor.

O ses
yüzyıllardır biriktirilmiş
suskunluğu kırıyor.

O ses
ekmeğin sesidir!

O ses
emeğin sesidir!

O ses
“Yeter artık!”
diyen insanın sesidir!

Ve unutma arkadaş:

Kömür karadır
ama işçinin alnı ak.

Maden derindir
ama öfkenin kökü daha derin.

Yer altında
seksen kişi değil yalnızca;

seksen umut,
seksen aile,
seksen çocuk,
seksen yarın
bekliyor kapıda.

Sen onları nezarete koyarsın
ama emeği koyamazsın kelepçeye.

Bir işçinin bileğine
demir takarsın,
ama alın terine
takamazsın.

Bir kapıyı kilitlersin,
ama hakkın sesini
kilitleyemezsin.

Çünkü yerin altında
yalnız kömür birikmez.

Öfke birikir.

Sabır birikir.

Ve gün gelir—

yerin altındaki
o karanlık damar
yerin üstündeki
yalanların üstüne çıkar.

O zaman görürsün
arkadaş:

Madencinin lambası
yalnızca yolunu aydınlatmaz.

Karanlığın
nereden başladığını da gösterir.

Ve o gün
seksen madenci
seksen kişi olarak değil,

seksen yıldız gibi
çıkar karanlıktan.

Çocuklarına ekmek,
evlerine umut,
yarınlarına onur
taşırlar.

Çünkü

emek yenilmez,
ekmek susmaz,
insan boyun eğmez!

Ve yerin altında çalışanlar
bir gün yerin üstündekilere
şunu öğretir:

Karanlık ne kadar derinse,
ışığın hakkı
o kadar büyüktür.

Hikmet Metin Çavdar
Kayıt Tarihi : 14.08.2026 17:02:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!