Yalan dediler,
ama yalanın da bir gölgesi vardır kardeşim;
ışığa çıkınca kaçar,
hakikatin yüzüne bakamaz.
Bir fotoğraf düştü meydana,
ardından bir görüntü...
sonra bir ses yükseldi,
korkunun zincirini kırarak.
Sorular büyüdü meydanlarda:
Kim kurdu bu oyunu?
Kim dizdi bu sahneyi?
Kim susturdu vicdanı,
kim alkış tuttu perdeye?
Çünkü gerçek,
kâğıda sığmıyor artık.
Ekranlardan taşıyor,
meydanlara,
sokaklara,
insanların alnındaki ter gibi.
Hakikat,
bir çınar ağacıdır.
Ne kadar budarsan buda,
kökü toprağın kalbine uzanır.
Ve yalan,
kuru bir yaprak...
İlk sert rüzgârda
savrulur gider.
Ey memleket!
Biz çok gördük
gülüp geçenleri,
omuz silkerek
gerçeğin önünden yürüyenleri.
Ama biliriz:
Tarih,
kahkahaları değil,
delilleri yazar.
Bir gün gelir,
suskun taşlar bile konuşur.
Duvarlar dile gelir,
kameralar şahit olur,
meydanlar tanıklık eder.
İşte o vakit,
hiçbir perde örtemez
hakikatin yüzünü.
Çünkü hakikat,
gecikir belki...
ama
yolunu
hiç şaşırmaz.
Kayıt Tarihi : 27.07.2026 00:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!