Hangi sebep seni bu kadar acımasız kıldı?
Hangi vicdan, sevdiğini böyle yalnız bıraktı?
Hangi sevgili, ardında kanlı gözyaşları bıraktı?
Hangi seven, bu acıyı benim kadar yaşadı?
Hangi geceydi, ansızın ayaz vurdu yüzüme?
Öyle bir gelişi var ki; hani kışın ortasında bahar çat kapı gelir ya,
Sanki kurumuş toprağa ilk cemre, eski bir türküye yeni bir nefes düşer.
Adı dudaklarda sadece bir isim değil, bir yaşam ilanıdır aslında;
O yürüdükçe yollar uyanır, kaldırımlar filizlenir, koca şehir şenlenir.
Herkes yaşamak der buna, dünya ise ona bakıp sadece “Hayat” diye seslenir.
Yine bir akşam çöktü sineme kara duman,
Sahte yüzler, riyakar sözler sardı her bir yan.
Dost bildiğim sırtımdan vurdu bu yalan dünyada,
Menfaat değirmeni döner durur, derman yok bu yaraya.
Ah hayatın sillesi, ne de ağır vurdun bana,
Geceler uzun, cebimde delik var,
Kiralar sanki bir felek olmuş, yakar.
Eskiden ekmek aslanın ağzındaydı derler,
Şimdi aslan bile aç, ağzı kalmamış meğer.
Dolar olmuş yüz, Euro olmuş bin hayret,
Bu gidişle halimiz yaman, vah bize medet.
Sen hep benim babam ol, ilk nefesimden beri,
Varlığınla huzur bulur, seninle güler bu canım, eri.
Canım babam, evimizin direği, şefkatli yüreğinle hep,
Geceni gündüze katıp, "Of" demeden koşturan erdeminle
Senin sevgin bir umman, sonsuz ve derin akar,
Bugün bayram baba, yüzler gülüyor hep,
Herkes giyinmiş en güzel elbiselerini.
Yüzlerde gülücükler, sofralar donanmış ne ise,
Ama benim içim buruk, gözümde hasret var bil ki.
Kalbimde ise, derin bir sızı taşırım.
Ansızın çıkar karşına, beklediğin o an,
Kader derler adına, anlamazsın ne olduğunu, inan.
Aptallaşırsın o an, kalp atışların hızlanır,
Ağlamak istersin, ama ne fayda, ne çare, kanar.
Yaptığın hataların, yanlışların bedeli bu,
Yüreğimin en ücra köşesinde, paslı bir çivi gibi söküp attım seni sonunda.
Şöyle bir dönüp bakıyorum da geride bıraktığım o yangın yerine; hani uğruna dünyaları karşıma aldığım, hani "o olmazsa nefes alamam" dediğim o boşluklara...
Meğer koca bir yalanın figüranıymışım, sahnede ışıklar sönünce anladım.
Bir ömrü feda etmek, bir gençliği şuursuzca harcamak, meğer hiç kimseye değemezmiş.
Şimdi kalkmış bana, masallardan kalma bir huzur vadediyorsunuz...
Geçin bunları efendiler, geçin!
Ben sizin o parlatılmış sahte cennetlerinizin,
Arka sokaklarında kaç gencin umudunu gömdüğünüzü biliyorum.
Kimin cebinde kimin eli var, hangi sofrada kimin eti yeniyor,
Hangi yalanın üzerine hangi makyaj sürülüyor;
Sana giden yolları kendi elimle çizdim,
Aşkın deryasında ben, bilmeden sessiz yüzdüm.
Şimdi bir enkaz gibi, şu ömrümü ben dizdim,
Ben herkese küstüm, en çok ben olan bana küstüm.
Gözlerine bakarken, cenneti görürdüm ben,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!