Bir sandığın içinde altı yıllık mektuplar,
Kağıdı sararmış, mürekkebi solmuş.
Her biri bir elin titreyişini saklar,
Her biri bir vedanın ortasında kalmış.
Tozlu rafta bekleyen porselen çaydanlık,
Balkondan sofra bezi silkeleyen teyze,
Ekmek kırıntıları 3. kata davetiye.
“Aidat çok!” diye bağırır 5. kat,
Oysa kapıcıya bayramda bile bahşiş yok.
Asansöre binmeyen bodrum katı sahipleri,
Ardahan kuzeyde küçük bir şehirdi işte
İçinde bir kale ve küçük bir üniversite
Genellikle yağmur yağardı küçük şehre
Herkes paltosunu alır, açardı şemsiye
Ardahan şehrine kar yağardı gecelerce
Baba demek acıyı içine gömmektir,
Dağ gibi durup sessizce taşımaktır.
Kimse bilmez omuzundaki ağırlığı,
Gülüşünün ardında saklıdır sancısı.
Anne nefes verir, cana can katar,
Bir göz teması düşer çocuğun içine,
Sessizce çalar beyninde güven kapısı.
Oksitosin değil sadece,
Bir ses, bir koku, bir "buradayım"dır aslı.
Oyun dediğin sadece koşmak değil,
Babam gideli evimiz çok sessiz
Koltuğu boş duruyor köşede
Çayını kimse koyamıyor artık
Mutfaktaki ocağın altı hep sönük
Eskiden kapı açılır açılmaz
Baba dediğin bazen kelimesiz bir duvar,
Görmediği şefkati göstermeyi bilmez.
Sarılmayı öğrenmemiş elleriyle
"İyiyim" demekten başka bir şey diyemez.
İçinde fırtınalar kopar, kimse bilmez.
Baba,
Bugün seni çok düşündüm.
Ay sonunu hiç getiremediğini hatırladım. Cebinde para olmadığında mahcup olup başını önüne eğdiğin günleri. Bayram geldiğinde "oğluma, kızıma doğru dürüst bayramlık alamadım" diye üzüldüğünü.
Doktor “artık göremez” dedi,
Kızımın gözleri karanlığa battı.
Güneşi, ayı, yıldızı göremiyor
Hep ağlayarak baktım o gözlere
“Ameliyat var baba” dediler,
Fırından çıkar gibi sabır ister baklava
Bir kat yufka, bir kat emek, bir kat dua
Fıstık gibi yeşerir arada kalan ümit
Şerbeti dökülürken yanmaz mı bu tat?
Tepsiye dizilir hayaller kare




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!