Nikâh defteri kapandı, kalpler açıldı şimdi
“Evet” dediniz, dünya sustu bir anlığına
Valizde heyecan, gökyüzünde umut var
Balayına gidiyor iki sevdalı can
Deniz nerdeyse orada mola verin
Yıllarca adını ezberledi duvarlara
Her “neredesin” sorusu boğazına düğüm oldu
Ayakkabı değil, ömrü delindi aramaktan
Haritalar eskidi, takvimler utandı
O hep gitti, o hiç dönmedi
Kimse yaşattığını yaşamadan ölmezmiş.
Söz kulağa masal gibi gelir önce.
Sonra hayat aynı sahneyi sana oynatır.
Bu sefer figüran değil, başroldesin.
Birine sırtını döndün bir gece.
Ayrılmak mı gerekli, seviyorum ben seni
Deneyelim bir daha belki seversin beni
Olmayınca olmuyor, diyorsun sen bana
Kimi koydun yerime, şimdi söyle hiç durma
Adın saklı kalbimde, çıkarsam da olmuyor
Benimle bir ömür boyu
Hastalıkta ve sağlıkta
İyi günde, kötü günde
Aynı yastığa baş koyacak
Seni yarı yolda bırakmayacak
Sabahın beşinde kalktım
Bir simit aldım, bir de çay
Vapur düdük çaldı
Ben yine seni düşündüm.
İstanbul dediğin nedir ki?
Birçok şehre beton yığınları doldu
Üç ton yerine iki ton demir koyuldu
Estetik açıdan bir sorun yoktu ama
Kalitesiz binalar vardı, kontrol yoktu
Yüksek katlı geniş binalar yaptılar
Gökyüzünden süzülen minik taneler,
Bilek gibi ince, dantel gibi narin.
Avucuna düşünce kaybolan kristaller,
Işıkta parlayan milyon kırık ayna.
Yere iner, sesini yutar toprağın,
Kalabalık bir Beyoğlu semtinde büyüdüm
Osmanlı Dönemi’nden kalma bir yer
Her tarafı tarih kokuyor
Boyası, badanası dökülmüş evler
Tarlabaşı’nda çiğ köfte yapan ustalar
Evlilikler artık yarım kalıyor biliyor musun?
Sen onu seviyorsun o başka birini.
O olmadıysa başkasıyla evlenirim diyorsun.
Ama her baktığın kişide onu arıyorsun bilmiyorlar.
"İnsan âşık olduğu kişi ile evlenmeli" diyorlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!